Mayıs ayı Ankara'da daha sıcak günler, daha uzun aydınlık saatler ve sadece seraların içinde değil, etrafımızdaki her yerde haftadan haftaya daha yeşile dönen bir manzara getiriyor. Ve mevsim hızlandıkça tempo da artıyor. Farkına bile varmadan yaz kapıda...
Tüm bunların ortasında, değişmeyen tek bir şey var: Gün be gün, sezon sezon güvenebileceğiniz sonuçlara duyulan ihtiyaç. Bu yıl, ekosisteme faydalı olmak adına yeni projelere destek veriyoruz.
Peki bu pratikte nasıl görünüyor?
Mayıs 2026 bültenimiz, sürdürülebilirlik, doğa temelli yaşam ve yenilikçi üretim anlayışı çerçevesinde 6 ana gündem başlığından oluşmaktadır:
1. İklim, Çölleşme ve Çevre Gündemi
İklim değişikliği, çölleşme ve çevresel baskılarla mücadele kapsamında ekosistemlerin korunması ve yeşil alanların artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmektedir. Doğa temelli çözümler ve yerel uygulamalar öncelikli gündemimizdir.
Türkiye’nin COP30 Belém sonuçları da dahil olmak üzere önceki COP kararlarını temel alacağı belirtilirken, Azerbaycan ve Brezilya gibi önceki başkanlıklarla yakın iş birliği vurgulanıyor. COP31’in “uygulama odaklı” bir zirve olarak kurgulandığı ve üç temel ilke etrafında şekilleneceği ifade ediliyor: diyalog, uzlaşı ve eylem. Zirve hazırlıkları kapsamında Pre-COP toplantısının Ekim 2026 yılında Pasifik bölgesinde yapılması ve liderler zirvesinin Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanıyor. Bu yaklaşım, COP31’in yeni hedefler belirlemekten ziyade mevcut taahhütlerin uygulanmasına odaklanan bir “uygulama COP’u” olarak konumlandığını ve küresel iklim yönetişiminde süreklilik ile somut sonuç üretme beklentisinin öne çıktığını gösteriyor.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türkiye'nin COP31 yolculuğunda sıfır atık yaklaşımını yalnızca çevresel bir başlık olarak değil; su verimliliği, gıda israfı, yeşil finansman ve kırılgan grupları kapsayan geniş bir uygulama gündemi olarak konumlandırdığını açıkladı. 5-7 Haziran'da İstanbul'da düzenlenecek Sıfır Atık Forumu, politika ve finansman modellerinin somut projelere dönüştürüleceği bir platform olarak tasarlandı. Link: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/cop31e-giderken-turkiyenin-sifir-atik-ajandasi-su-gida-ve-adalet/891918
4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ'de düzenlenen 11. İstanbul Karbon Zirvesi, "Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri" temasıyla iş dünyası, akademi, sivil toplum ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede "Düşük Karbon Kahramanı" ödülleri sahiplerini bulurken Türkiye'nin karbonsuzlaşma yol haritası ve Emisyon Ticaret Sistemi tartışıldı. Detay: https://www.enerjiekonomisi.com/karbon-piyasasi-ve-iklim-teknolojileri-icin-is-dunyasi-itude/41910
Türkiye, Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleşecek olan COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, vitrin projesi olan “Sıfır Atık”, uluslararası kimliğinin merkezine yerleşmiş durumda. 2017’de başlayan proje, Birleşmiş Milletler’den (BM) de destek aldı ve Emine Erdoğan’ın öncülüğünde BM Genel Kurulu 30 Mart’ı “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan etti. Ve BM Genel Sekreteri Guterres, Emine Erdoğan’ı BM Sıfır Atık Danışma Kurulu’na başkan olarak seçti. Proje; UN-Habitat, UNDP ve Dünya Bankası gibi kuruluşlardan da ödül aldı.
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenecek olan 1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu, 8–10 Haziran 2026 tarihlerinde Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olup; “İki Kıtanın Kıyıya Vuran Geleceği; Marmara” temasıyla çevresel sürdürülebilirlik, akademik katkı, politika geliştirme süreçleri ve disiplinler arası iş birliklerini desteklemeyi amaçlayan panel, oturum, araştırma projeleri ve sürdürülebilir teknoloji fuarı gibi etkinlikleri bir araya getirecektir.
COP31 Green Talent Gönüllülük Programına Katıldınız mı?
COP31 Green Talent Gönüllülük Programı, gençlerin iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve uluslararası organizasyon deneyimi kazanmasını hedefleyen çok aşamalı ve dijital tabanlı bir gönüllülük modeli olarak tasarlanmıştır. Programın tüm süreçleri, Green Talent başlığıyla hazırlanacak özel internet sitesi üzerinden yürütülecek; bu platform aynı zamanda iklim farkındalığı, karbon ayak izi, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında eğitici içeriklerin paylaşıldığı bir öğrenme merkezi olacaktır. Program; tanıtım, başvuru, değerlendirme, eğitim, zirve koordinasyonu ve kariyer/staj aşamalarından oluşan bütüncül bir metodolojiye sahiptir. Ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülecek tanıtım çalışmalarıyla üniversiteler, gençlik merkezleri, sivil toplum kuruluşları ve dijital platformlar aracılığıyla geniş bir gençlik ağına ulaşılması hedeflenmektedir. 5.000 kişilik gönüllü ağı oluşturmayı amaçlayan programda adaylar; genel yetenek, genel kültür, yabancı dil, iletişim becerisi, takım çalışmasına yatkınlık ve sürdürülebilirlik farkındalığı açısından çok aşamalı değerlendirme süreçlerinden geçirilecektir. İngilizce, İspanyolca, Almanca, Arapça, Çince, Fransızca ve Rusça dillerinde yapılacak değerlendirmelerle birlikte video mülakat ve grup mülakat süreçleri uygulanacaktır. Seçilen gönüllüler, LMS tabanlı çevrim içi eğitim sistemi üzerinden iklim, çevre bilinci, karbon ayak izi, küresel ısınma, etkinlik yönetimi, ziyaretçi yönlendirme, uluslararası delegasyon iletişimi ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda kapsamlı eğitimler alacaktır. Bu metodoloji sayesinde COP31 yalnızca bir zirve organizasyonu değil, aynı zamanda gençlerin yeşil beceriler kazanarak geleceğin sürdürülebilirlik liderleri haline gelmesini sağlayan güçlü bir kapasite geliştirme programı olacaktır.
COP31 Antalya: Geleceğin COP’u ve Uygulama Dönemi
COP31 Antalya, yalnızca iklim değişikliği müzakerelerinin sürdürüldüğü bir zirve değil, aynı zamanda alınan kararların uygulanabilirliğinin ve bağlayıcılığının tartışılacağı kritik bir dönüm noktası olacaktır. Zirvede özellikle uyum finansmanının üç katına çıkarılması için izlenecek yol haritası, fosil yakıtlardan uzaklaşma politikaları ve doğa pozitif dönüşüm gibi başlıkların güçlü şekilde gündeme gelmesi beklenmektedir. 28-29 Nisan 2026’da Santa Marta’da düzenlenecek konferansın çıktıları da Antalya’daki müzakerelerin yönünü belirlemede önemli rol oynayacaktır. Türkiye’nin liderliğinde küresel ölçekte yaygınlaşan Sıfır Atık Hareketi ise COP31’in en güçlü mesajlarından biri olmaya adaydır. Bununla birlikte, ekosistem tahribatının ekonomik ve toplumsal etkilerine dikkat çeken “doğa pozitif” yaklaşımı, zirvenin yeni ve somut gündem maddeleri arasında yer alabilir. Küresel ısınmanın yüzyıl sonunda 2,8°C seviyelerine yaklaşacağı öngörüsü, artık yalnızca karar alan değil, aksiyon üreten bir COP sürecine geçilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından “Geleceğin COP’u” olarak tanımlanan COP31 Antalya’nın temel yaklaşımı; diyalog, uzlaşı ve aksiyon olacaktır. Türkiye açısından bu zirve, yalnızca başarılı bir ev sahipliği organizasyonu değil, küresel iklim diplomasisinde yeni bir kilometre taşı oluşturma fırsatı anlamına gelmektedir.
2. Yeşil Orman Okulu
Orman Okulları ile Çocuklar Doğayla Büyüyor
Bekir Karacabey öncülüğünde Orman Genel Müdürlüğü teşkilatı içerisinde hayata geçirilen Orman Okulları Projesi, çocukların doğayı sadece kitaplardan değil; ağacın gölgesinde, toprağın üzerinde ve ormanın içinde öğrenmesini sağlayan önemli bir eğitim modeli haline gelmiştir. Trabzon, Bursa, İstanbul, Mersin, Tarsus ve Adana’da uygulamaya alınan proje kısa sürede büyük ilgi görmüş, 2027 yılı sonuna kadar Türkiye’nin 81 ilinde yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Bu vizyon yalnızca bugünü değil, doğayla güçlü bağ kuran bilinçli nesiller yetiştirerek geleceği de inşa etmektedir. Proje kapsamında çocuklara sadece çevre eğitimi verilmemekte; iklim değişikliği, orman yangınları, sürdürülebilir yaşam, ekosistem bilinci ve doğayı koruma kültürü gibi hayati konularda da farkındalık kazandırılmaktadır. Yeşil Orman Okulu olarak bizler de projenin başlangıç sürecinde proje ekibine danışmanlık desteği sunduk; bugün ise taşradaki ekiplerin proje hazırlama ve uygulama süreçlerine katkı sağlamaya devam ediyoruz.
Ormanların korunması, ekosistem bütünlüğünün sağlanması ve biyoçeşitliliğin artırılması amacıyla saha çalışmaları ve farkındalık faaliyetleri sürdürülmektedir. Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı temel yaklaşımımızdır.
Doğa İçin Finansman Artıyor, Ancak Yeterli Değil
Doğanın maruz kaldığı tahribatı yalnızca azaltmak artık yeterli değil; verilen zararın onarılması ve ekosistemlerin yeniden güçlendirilmesi için çok daha kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Doğa İçin Finansmanın Durumu raporuna göre, doğayı korumaya yönelik kamu finansmanı 2024 yılında 2022’ye kıyasla %22, 2015’e göre ise %55 oranında artış gösterdi. Ancak bu olumlu tabloya rağmen büyük bir çelişki dikkat çekiyor: 2023 verilerine göre doğanın korunması ve restorasyonu için ayrılan her 1 dolara karşılık, doğaya zarar veren faaliyetlere yaklaşık 30 dolar harcanıyor. Bu durum, küresel ölçekte finansal kaynakların hâlâ büyük ölçüde çevresel tahribatı artıran alanlara yönlendirildiğini ve mevcut ekonomik yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de gerçekleştirilecek COP31 toplantıları ise yalnızca iklim politikalarının değil; doğa pozitif dönüşüm, ekosistem restorasyonu ve sürdürülebilir finansman modellerinin güçlü şekilde tartışılması açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor.
3. Ekoköy Evi Gündemi ve Yeni Projeler
Ekoköy Evi kapsamında yeni proje hazırlıkları devam etmektedir. Doğa ile uyumlu yaşam modelleri, eğitim faaliyetleri ve yerel üretim odaklı yeni uygulamalar planlanmaktadır.
Hava Kirliliği Anne Karnındaki Bebekleri de Etkiliyor
King’s College London tarafından yürütülen yeni bir araştırma, hamileliğin özellikle ilk üç ayında hava kirliliğine maruz kalan bebeklerde konuşma gelişiminin gecikebildiğini ortaya koydu. Araştırmada nitrojen dioksit ile ince ve ultra ince partikül maddelere maruz kalan bebeklerin dil gelişimi testlerinde daha düşük puan aldığı, prematüre doğan bebeklerde ise motor becerilerde de belirgin gerilemeler görüldüğü belirlendi. Londra’daki St Thomas’ Hospital merkezli çalışmada 498 bebek incelenirken, yüksek hava kirliliğine maruz kalan çocukların dil testlerinde ortalama 5-7 puan daha düşük performans gösterdiği tespit edildi. Araştırma, hava kirliliğinin yalnızca çevresel değil; aynı zamanda sağlık, sosyal adalet ve eşitlik meselesi olduğunu da güçlü şekilde ortaya koyuyor. Özellikle yoğun trafik ve kirli hava koşullarında yaşamak zorunda kalan düşük gelirli toplulukların daha fazla risk altında olduğuna dikkat çekilirken, çevresel eşitsizliklerin anne ve çocuk sağlığı üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğu vurgulanıyor. Bilim insanları, kirli havanın çocukların eğitim, bilişsel gelişim ve yaşam kalitesi üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini belirterek, hava kalitesinin iyileştirilmesinin artık küresel bir halk sağlığı önceliği haline geldiğini ifade ediyor.
Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’ndaki koralijen habitatları ve mercanları inceleyen bilim insanları, alanın balıkçılık, kirlilik ve iklim değişikliği gibi baskılar nedeniyle etkin bir şekilde korunamadığını ortaya koydu.
IEA Başkanı Fatih Birol, İran’daki savaş öncesine göre petrol fiyatlarının yaklaşık iki katına çıktığını, 100 doların üzerine çıkan fiyatların birçok ülkede enflasyonu artırdığını söyledi. Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalmasının gıda fiyatlarında da yükselişe yol açabileceğini belirten Birol, “Lojistik hatların koşulsuz ve hızlı şekilde yeniden açılması gerekiyor” dedi; 1970’lerdeki üç haneli enflasyon dönemine dikkat çekerek benzer bir sürecin yaşanmaması gerektiğini vurguladı. Tam anlamıyla lojistik sebebiyle herşey ateş pahası...
Her yıl 15 Mayıs “Dünya İklim Günü” olarak anılırken, son verilere göre 2025’te hava sıcaklığı ortalaması Sanayi Devrimi öncesine kıyasla yaklaşık 1,43 ila 1,5 derece daha yüksek oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 2025 Küresel İklimin Durumu raporu 2015-2025 döneminin ölçüm tarihi boyunca en sıcak 11 yıl olduğunu ortaya koyuyor. UNEP’e göre mevcut politikaların sürdürülmesi halinde dünya 2,3 ila 2,5 derece ısınma yolunda; rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji gelişmelerinin uygulama maliyetlerini düşürdüğü ve iklim eylemini hızlandırmanın mümkün olduğu ise iyi haber.
Etnobotanik 2026 Kongresi: İnsan ve Bitki İlişkisini Yeniden Düşünmek
31 Mayıs – 4 Haziran 2026 tarihleri arasında Etnobotanik 2026 Kongresi, Fransa’nın Montpellier kentinde düzenlenerek insan toplumları ile bitkiler arasındaki ilişkileri “disiplinsiz” ve disiplinlerarası bir bakış açısıyla yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Sosyo-ekolojik dengelerin giderek kırılganlaştığı günümüzde kongre, bitkileri yalnızca bir çalışma nesnesi değil; aynı zamanda ortak, tanık ve bilgi kaynağı olarak konumlandırarak bilim, sanat ve yerel bilgiyi bir araya getiren yeni yaklaşımları teşvik etmektedir. Etnobotanik alanında bakım, geçim, göç, tahakküm ve direniş gibi tarihsel süreçler yeniden yorumlanırken; tarım ekolojisi, gıda sistemleri dönüşümü, etnofarmakoloji, yerli bilgi sistemleri, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve gezegen sağlığı gibi güncel küresel sorunlar kongrenin temel tartışma alanlarını oluşturmaktadır. Institut de Recherche pour le Développement (IRD) başta olmak üzere CIRAD, CNRS ve Montpellier Üniversitesi gibi kurumların ortaklığıyla düzenlenen etkinlik, araştırmacılar, sanatçılar ve toplulukları bir araya getirerek daha açık, kapsayıcı ve çok boyutlu bir bilim anlayışını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Detay: https://ethnobotany.org/home/meetings/ethnobotany-2026.html
4. Yapay Zekâ ve Proje Etiği Gündemi
Yapay zekâ destekli proje üretimi süreçlerinde etik kullanım büyük önem taşımaktadır. Yapay zekâ ile hazırlanan projelerin değerlendirme süreçlerinde red riski olabileceği ve uygulama aşamalarında etik izinlerin gerekli olduğu vurgulanmaktadır.
Yeşil Orman Okulu perspektifinden bakıldığında, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Raporu Türkiye’de yapay zekâ politikaları için önemli ve kapsamlı bir çerçeve sunmakla birlikte, yalnızca teknolojik ilerleme açısından değil, doğa, insan ve gelecek kuşaklar arasındaki dengeyi gözeten bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Hukuk, eğitim, tarım ve ekonomi gibi alanları kapsayan bu raporun; ekosistem üzerindeki etkiler, çevresel maliyetler, etik sınırlar ve toplumsal adalet boyutları açısından daha derinlikli değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bizler için asıl mesele sadece yapay zekâda ne kadar hızlı ilerlediğimiz değil; bu ilerlemenin doğaya zarar vermeden, insan haklarını koruyarak, yerel bilgiyle uyumlu ve kamusal faydayı önceleyen bir şekilde nasıl yönetileceğidir. Bu nedenle yapay zekâ politikaları; denetim mekanizmaları güçlü, şeffaf, katılımcı ve doğa temelli bir anlayışla şekillendirilmeli, teknolojinin insan ve tabiat üzerindeki etkileri birlikte düşünülerek sürdürülebilir bir gelecek inşa edilmelidir.
5. Gelecek Programı – Bahar Buluşması
Gençler Antalya’dan COP31’e Sesleniyor: COP Youth Antalya 2026 Başvuruları Açıldı
Son başvuru tarihi:28.05.2026
6. Kozmetik ve Doğal Yaşam Gündemi
“Kadın haklarına uyumlu kozmetik” yaklaşımı doğrultusunda çalışmalarımız devam etmektedir. Besler Şifa olarak yenilikçi, doğal ve etik üretim anlayışıyla yeni ürünler geliştiriyoruz. Ürünlerimiz Trendyol mağazamızda kullanıcılarla buluşmaya devam etmektedir.
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
.png)
0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..