Çevre Ahlakı ve İkllim Krizi
Islamic Foundation for Ecology and Environmental Sciences öncülüğünde hazırlanan İslam İklim Değişikliği Deklarasyonu, küresel iklim politikalarında Müslüman toplumların sorumluluğunu ve katkısını ortaya koymak amacıyla, farklı ülkelerden seçkin bilim insanlarının katılımıyla oluşturulan bir heyet tarafından hazırlanmıştır. İklim değişikliği, yalnızca bilimsel ya da politik bir mesele değil; aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur. Bu bağlamda İslam dünyasının da küresel iklim krizine karşı ortak bir duruş sergilemesi ihtiyacı, İslam İklim Değişikliği Deklarasyonu’nun ortaya çıkışını hızlandırmıştır. Yaklaşık 1.6 milyar Müslümanın sesi olmayı hedefleyen bu deklarasyon, özellikle Paris İklim Değişikliği Konferansı 2015 öncesinde önemli bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Deklarasyonun Hazırlık Süreci
Deklarasyonun temelleri, çevre alanında öncü bir kuruluş olan Islamic Foundation for Ecology and Environmental Sciences tarafından atılmıştır. Süreç, farklı ülkelerden alanında uzman bilim insanlarının yer aldığı bir heyetin oluşturulmasıyla başlamıştır. Bu heyet, hem bilimsel verileri hem de İslam’ın çevre ahlakını harmanlayarak bir metin ortaya koymuştur.
Hazırlanan taslak metin, başta Seyyid Hüseyin Nasr olmak üzere birçok düşünür ve çevreciye gönderilmiş, gelen öneriler doğrultusunda geliştirilmiştir. 16 Ağustos 2015’te İstanbul’da yapılan toplantıda metin son hâline getirilmiş, ardından uluslararası bir sempozyumla geniş katılımlı bir tartışma zemini oluşturulmuştur.
İstanbul Sempozyumu: Ortak Akıl Platformu ile İslam İklim Değişikliği Deklarasyonu
17–18 Ağustos 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen sempozyum, deklarasyonun en önemli aşamalarından biridir. 20’den fazla ülkeden 80’i aşkın katılımcının yer aldığı bu etkinlikte, sadece Müslümanlar değil, farklı dinlerden temsilciler de gözlemci olarak davet edilmiştir. Bu durum, deklarasyonun evrensel bir sorumluluk anlayışına sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Ibrahim Thiaw gibi uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımı, deklarasyonun küresel ölçekte ciddiyetle ele alındığını ortaya koymuştur.
Deklarasyonun Temel Mesajı
Deklarasyonun ana mesajı oldukça nettir:
İnsan, yeryüzünün sahibi değil; emanetçisidir. Bu anlayış, İslam’ın “halifelik” kavramına dayanmaktadır. Doğanın korunması, israfın önlenmesi ve sürdürülebilir yaşam biçimlerinin benimsenmesi, deklarasyonun temel çağrıları arasında yer almaktadır.
Neden Önemli?
Bu deklarasyon, din temelli çevre hareketlerinin en güçlü örneklerinden biridir. Özellikle iklim krizinin sadece teknik çözümlerle değil, aynı zamanda değerler sistemiyle çözülebileceğini göstermektedir. Müslüman toplumların çevreye yönelik farkındalığını artırmayı hedefleyen bu metin, aynı zamanda küresel iş birliğine de katkı sunmaktadır.
Yeşil Orman Okulu Perspektifiyle Değerlendirme
Doğa ve orman pedagojisini ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir anlayış için bu deklarasyon oldukça anlamlıdır. Toprakla kurulan bağ, bitkinin şifası ve doğanın dengesi; hepsi aslında aynı bütünün parçalarıdır. İklim değişikliğine karşı alınacak her küçük önlem, sadece çevreyi değil, insanın kendi özünü de korumasına katkı sağlar.
Sonuç
İstanbul Sempozyumu: Ortak Akıl Platformu ile İslam İklim Değişikliği Deklarasyonu 17–18 Ağustos 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen sempozyum ile yayımlandı. İnsan, yeryüzünün sahibi değil; emanetçisidir. Tüm islam ülkeleri bu konuda bilinçlenmeli ve bilim, inanç ve vicdanın birlikte eylemler üretmeliyiz. RE-LDN Projesiyle de yerelden vurgu yapılan çalışmalar hedefliyoruz.
İslam İklim Değişikliği Deklarasyonu, sadece bir metin değil; bir farkındalık hareketidir. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için bilim, inanç ve vicdanın birlikte hareket edebileceğini gösteren güçlü bir örnektir. Bu çağrı, yalnızca Müslümanlara değil; tüm insanlığa yöneliktir.
Not: Bu proje, Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF SGP) tarafından desteklenmekte olup, Yeşil Orman Okulu ve Bilge Nesil tarafından yürütülmektedir. RE-LDN (Regional Engagement for Land Degradation Neutrality – Arazi Tahribatının Dengelenmesi İçin Bölgesel Katılım), başta Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'ne (UNCCD) akredite sivil toplum kuruluşları olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliği ve arazi tahribatı konularındaki uluslararası müzakere süreçlerine etkin katılımını güçlendirmeyi amaçlayan bir kapasite geliştirme projesidir. Proje kapsamında, sivil toplum kuruluşlarının Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'na (UNFCCC COP31) katılım kapasitelerinin artırılması hedeflenmektedir.
0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..