Anadolu'nun En Uzun Irmağının Hikâyesi

 Anadolu'nun Uzun Irmağının Hikâyesi

Anadolu'nun kalbinde, Sivas'ın İmranlı ilçesindeki Kızıldağ'ın güney yamaçlarında birkaç ince su damarı olarak başlayan bir yolculuk vardır. Bu yolculuk öyle sıradan değildir; binlerce yıldır medeniyetleri besleyen, ovaları sulayan, kuşlara yuva olan ve insanlara yaşama enerjisi veren bir yolculuktur. Bu yolculuğun adı Kızılırmak...

Kızıldağ'ın eteklerinden birkaç kol halinde doğan sular, İmranlı önlerinde birleşerek tek bir beden olur. İşte o andan itibaren Anadolu'nun en uzun nehrinin hikâyesi başlar. 1355 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak, Karadeniz'e ulaşıncaya kadar Anadolu'nun ortasında büyük bir kavis çizer.

İlk olarak Zara topraklarına girer. Kösedağı eteklerinden gelen Habeş Çayı'nı, Zara Ovası'nın güneyindeki Acısu'yu kucaklar. Sonra Hafik'e yönelir. Yol boyunca Koruçay, Acı Irmak, Tecer Çayı, Mundar Irmak, Mısmılırmak ve Yıldız Irmağı ona katılır. Yıldızeli'nde Kalın Suyu ile birleşir. Şarkışla'da Kaldırak Çayı ve Acısu, Gemerek'te Sızır Çayı ve Kasımbeyli Deresi, Göksu Çayı ile birlikte onun gücüne güç katar.

Deveboynu yöresinden geçerken Sivas'a veda ederken artık küçük bir dere değil, Anadolu'nun can damarı olmuştur. Başlıca kolları arasında Tecer Irmağı, Devrez Irmağı, Delice Irmağı ve Gökırmak bulunur. Yağmur ve kar sularıyla beslenen nehir, geçtiği her yerde toprağa bereket, canlılara yaşam taşır.

Kızılrmak'ın ilginç bir özelliği vardır. Zara'ya kadar tatlı olan suyu, Zara'dan sonra tuzlanmaya başlar. Çünkü geçtiği havzada alçıtaşı ve tuz yatakları bulunur. Kumlu, kireçli ve çoğunlukla kızıl renkli topraklar nehre rengini verir. Belki de bu yüzden Anadolu insanı ona "Kızılırmak" adını vermiştir.

Ancak bu nehir her zaman bu isimle anılmamıştır. Türklerin Anadolu'ya gelişinden önce eski çağlarda ona "Halys" denirdi. Bizans kaynaklarında ise "Halys" veya "Alis" adıyla anılırdı. Binlerce yıl boyunca Hititler, Frigler, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular onun kıyılarında yaşadı. Kızılırmak Vadisi bugün bile kaya mezarları, eski yerleşim alanları, kaleler ve köprülerle geçmişin izlerini taşımaktadır.

Kızılırmak yolculuğu boyunca sekiz ili sular. Sivas'tan çıktıktan sonra Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun topraklarından geçer. Her şehirde yeni bir hikâye bırakır.

İnsanlar onun gücünden yararlanmayı da öğrenmiştir. Kayseri'deki Yamula Barajı, Ankara yakınlarındaki Kesikköprü Barajı, Kırşehir'deki Hirfanlı Barajı, Kırıkkale'deki Kapulukaya Barajı ile Samsun'daki Altınkaya ve Derbent barajları onun üzerine kurulmuştur. Bu barajlar sayesinde nehrin suları kontrol edilir, elektrik üretilir ve Anadolu'nun enerji ihtiyacına katkı sağlanır.

Kızılırmak'ın mevsimlerle birlikte değişen bir ruhu vardır. Temmuz ile şubat arasında sakinleşir, suyu azalır. Mart ayında karların erimesiyle kabarmaya başlar. Nisan geldiğinde en yüksek seviyesine ulaşır. Barajlar bu coşkunluğu tutar; yazın ise açılan kapaklarla nehre yeniden can verilir.

Bu durum özellikle Çorum'un Osmancık ilçesindeki çiftçiler için hayati önem taşır. Osmancık'ın bereketli çeltik tarlaları Kızılırmak'ın suyuyla hayat bulur. Yaklaşık 1300 çiftçi geçimini çeltikten sağlar. Bölgede üretilen çeltik Türkiye'nin ihtiyacının yaklaşık yüzde 15'ini karşılar. Kurak dönemlerde Kapulukaya Barajı'nın kapakları açılır ve yükselen su seviyesi çiftçilere umut olur. Osmancık'taki yaklaşık 40 bin dönüm çeltik alanının 25 bin dönümü doğrudan Kızılırmak'ın suyundan yararlanır.

Uzun yolculuğunun sonunda nehir Samsun'da Bafra Burnu'na ulaşır. Ancak hikâyesi burada bitmez. Karadeniz'e dökülmeden önce Türkiye'nin en önemli doğal zenginliklerinden biri olan Kızılırmak Deltası'nı oluşturur.

Yaklaşık 56 bin hektarlık bu delta; gölleri, sazlıkları, subasar çayırları ve 12 bin hektara ulaşan sulak alanlarıyla adeta yaşayan bir cennettir. Burada yaklaşık 140 kuş türü barınır. Kış aylarında 100 bine yakın su kuşu bu deltada konaklar. Nehrin taşıdığı bereket yalnızca insanlara değil, binlerce canlıya da hayat verir.

Kızılırmak, Kızıldağ'ın eteklerinden başlayan yolculuğunu Karadeniz'in sonsuz maviliğinde tamamlar. Ardında sulanmış tarlalar, dönen türbinler, yaşam bulan deltalar, uçan kuşlar ve binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini bırakır.


Anadolu'nun kalbinde kıvrıla kıvrıla akan bu kızıl nehir, yalnızca bir su yolu değil; geçmişle geleceği birbirine bağlayan yaşayan bir tarih kitabıdır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar