Sürdürülebilir Orman Yönetimi Kavramı Miadını Doldurdu mu?

Sürdürülebilir orman yönetimi kavramı,  Brundtland Raporu (1987) ile güç kazanan sürdürülebilir kalkınma anlayışının ormancılığa yansıması olarak ortaya çıkmış, özellikle Rio Dünya Zirvesi (1992) sonrasında küresel ormancılık politikalarının temel ilkelerinden biri haline gelmiştir. Başlangıçta odun üretiminin sürekliliğine odaklanan ormancılık anlayışı zamanla biyolojik çeşitlilik, karbon depolama, su kaynakları, rekreasyon ve yerel toplumların ihtiyaçlarını da kapsayan çok fonksiyonlu bir yaklaşıma dönüşmüştür.

Bütünleşik Orman Yönetimi (Integrated Forest Management-IFM), ormanların yalnızca odun üretimi açısından değil; biyolojik çeşitlilik, karbon depolama, su üretimi, iklim değişikliğine uyum, rekreasyon, kırsal kalkınma ve ekosistem hizmetleri gibi çok boyutlu işlevleriyle birlikte ele alınmasını esas alan bir yönetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, orman ekosistemlerinin ekolojik, ekonomik ve sosyal değerlerini dengeli bir şekilde koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını hedeflemektedir. Günümüzde iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve artan doğal kaynak talepleri karşısında bütünleşik orman yönetimi, sürdürülebilir ormancılığın temel çerçevesi olarak kabul edilmektedir.

Bütünleşik orman yönetiminin kapsamı; bozulmuş orman alanları, rekreasyon kullanımı, ölü odun miktarı, habitat ağaçları, tür çeşitliliği, doğal gençleştirme, yerel ve yabancı türlerin dağılımı, odun üretim potansiyeli, karbon depolama, yönetim yoğunluğu, orman işletmelerinin ekonomik performansı, eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetleri, orman yapısı, değerli habitatların korunması, iklim değişikliğine uyum çalışmaları, orman amenajman planları ve korunan orman alanları gibi çok sayıda göstergeyi içermektedir. TRANSFORMIT tarafından geliştirilen 17 temel gösterge, ormanların durumunu, üzerindeki baskıları ve verilen yönetim tepkilerini birlikte değerlendirerek karar vericilere kapsamlı bir izleme ve değerlendirme sistemi sunmaktadır. Bu göstergeler aynı zamanda sürdürülebilir ormancılık politikalarının savunuculuğunu güçlendirmekte, bilimsel veriye dayalı karar alma süreçlerini desteklemekte ve farklı ülkeler arasında ortak bir izleme dili oluşturmaktadır. Yeşil Orman Okulu tarafından düzenleyeceğimiz KARBONET- Karbon Yutak Alanı Proje Esasları ve İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı için geri sayım başladı.

Bugün ormancılık sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri, ekolojik, ekonomik ve sosyal hedefleri aynı anda yönetebilme ihtiyacıdır. Bütünleşik orman yönetimi göstergeleri bu noktada yalnızca bilim insanlarına değil, kamu yöneticilerine, özel sektöre ve yerel topluluklara da önemli bir rehber sunmaktadır. Çünkü iyi yönetilen bir orman; daha fazla biyolojik çeşitlilik, daha güçlü karbon yutakları, daha sağlıklı su kaynakları ve daha dirençli kırsal ekonomiler anlamına gelmektedir. Bu göstergeler sayesinde bilimsel çalışmalar sahaya daha kolay aktarılabilmekte, yatırım kararları daha sağlam verilere dayanmakta ve ormancılık sektörü iklim değişikliği ile mücadelede daha etkin bir rol üstlenebilmektedir. Geleceğin ormancılığı, yalnızca ağaçları değil, ormanın sunduğu tüm değerleri birlikte yönetebilen bu bütünleşik yaklaşımın yaygınlaşmasına bağlıdır.

İklime uyum sürecinde SOY yerine artık BOY mu konuşacağız zaman gösterecektir.

Not: Bu proje, Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF SGP) tarafından desteklenmekte olup, Yeşil Orman Okulu tarafından yürütülmektedir. KARBONET- Karbon Yutak Alanı Proje Esasları ve İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı, Türkiye'de karbon yutak alanı projelerinin bilimsel, mevzuata uyumlu, sürdürülebilir ve karbon kredilendirmesine esas teşkil edecek şekilde geliştirilmesine katkı sağlaması amacıyla karbon yutak alanları kapsamı, teknik çerçevesi ve finansman modelleri tartışılacaktır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar