Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca devletlerin değil, sivil toplum kuruluşlarının da sürece katılımına olanak tanıyor. UNFCCC kapsamında “akredite STK” olarak ifade edilen kuruluşlar, daha doğru bir ifadeyle “admitted NGO”, yani gözlemci statüsü kabul edilmiş sivil toplum kuruluşları olarak tanımlanıyor. Bu kuruluşların UNFCCC sürecine resmî gözlemci olarak katılabilmesi için COP tarafından kabul edilmeleri gerekiyor. Bu statü, başka Birleşmiş Milletler kuruluşlarındaki veya ECOSOC kapsamındaki statülerden bağımsız olarak değerlendiriliyor. 2025 yılında gerçekleştirilen COP30 itibarıyla UNFCCC sisteminde toplam 4.081 gözlemci kuruluş bulunuyor; bunların 3.907’si NGO, 174’ü ise IGO statüsünde.
Türkiye açısından bakıldığında, UNFCCC iklim müzakerelerinde ve çevre politikalarında farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının varlığı dikkat çekiyor. TEMA Vakfı, WWF-Türkiye, Greenpeace Akdeniz ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) gibi kuruluşlar Türkiye’de iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, ormanlar, doğal kaynakların korunması ve çevre politikaları alanlarında çalışmalar yürütüyor. Bununla birlikte, Türkiye’de faaliyet gösteren her çevre kuruluşunun UNFCCC tarafından kabul edilmiş gözlemci kuruluş olduğu düşünülmemeli. Özellikle uluslararası kuruluşların Türkiye yapılanmaları ile UNFCCC sisteminde kayıtlı tüzel kişiliklerin birbirinden ayrılması gerekiyor. Bu nedenle bir kuruluşun Türkiye’de faaliyet göstermesi ile UNFCCC’nin güncel “admitted NGO” listesinde yer alması aynı anlama gelmiyor.
UNFCCC’nin güncel List of Admitted NGOs veri tabanı, bu ayrımı yapabilmek açısından temel başvuru kaynağını oluşturuyor. Veritabanında kuruluşların isimleri, ülkeleri ve ilgili NGO grupları (constituencies) gibi bilgiler yer alıyor. Bu kapsamda Türkiye’den kuruluşları değerlendirirken STK adı, UNFCCC kabul durumu, ülke, NGO grubu (ENGO, RINGO, YOUNGO vb.), kuruluşun web sitesi ve Türkiye’deki faaliyet alanı gibi başlıkların birlikte incelenmesi daha sağlıklı bir sonuç ortaya koyuyor. Ayrıca kuruluşların COP29 ve COP30 süreçlerinde yer alıp almadığının ayrı bir kriter olarak değerlendirilmesi, yalnızca gözlemci statüsünü değil, Türkiye’deki sivil toplumun güncel iklim müzakerelerine fiilî katılımını da ortaya koyabilir.
Türkiye’de iklim değişikliği alanında faaliyet gösteren STK’ların UNFCCC sistemi içerisindeki konumu, sivil toplumun uluslararası iklim politikalarının oluşumundaki rolünü anlamak açısından önemli bir gösterge niteliğinde. Ancak bu konuda hazırlanacak bir listenin “Türkiye’de faaliyet gösteren çevre STK’ları” ile “UNFCCC tarafından kabul edilmiş Türkiye bağlantılı gözlemci kuruluşlar” arasındaki farkı açık biçimde ortaya koyması gerekiyor. Bu nedenle en güvenilir yöntem, UNFCCC’nin güncel admitted NGO veri tabanındaki ülke bilgisini temel almak, ardından kuruluşların COP29 ve COP30 katılım kayıtları ile kendi kurumsal bilgilerini karşılaştırmak olacaktır. Böyle bir çalışma, Türkiye’nin uluslararası iklim müzakerelerindeki sivil toplum aktörlerini daha sistematik biçimde ortaya koyarken, akademik çalışmalar ve iklim politikası değerlendirmeleri için de kullanılabilecek güncel bir kaynak niteliği taşıyabilir.
STK’ların UNFCCC iklim müzakerelerine katılımı, iklim politikalarının yalnızca hükümetlerin değil, bilim insanlarının, çevre örgütlerinin, yerel toplulukların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin görüşlerini de yansıtmasını sağlar. Sivil toplum kuruluşları sahadaki sorunları, ekosistemlerin korunmasına yönelik ihtiyaçları ve toplumun karşılaştığı ekonomik ve sosyal etkileri uluslararası müzakere masasına taşıyarak karar alma süreçlerinin daha kapsayıcı, şeffaf ve bilimsel temelli olmasına katkıda bulunur. Bu nedenle STK’ların COP süreçlerinde etkin biçimde yer alması, alınan iklim kararlarının uygulanabilirliğini ve toplumsal meşruiyetini güçlendiren önemli bir unsurdur.

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..