Toros Dağları, Anadolu’nun güneyini şekillendiren en önemli dağ sistemlerinden biri olmasının yanı sıra, adı Antik Çağ’dan günümüze kadar ulaşan en eski coğrafi adlardan birini taşımaktadır. Günümüzde Türkçede “Toros” olarak kullanılan bu ad, Antik Yunan kaynaklarında Ταῦρος (Tauros), Latincede ise Taurus biçiminde karşımıza çıkar. Bununla birlikte, “Toros” adının ilk ortaya çıkışı ve hangi dilsel kaynaktan türediği konusunda kesin bir görüş birliği bulunmamaktadır. Etimoloji konusunda özellikle iki yaklaşım öne çıkmaktadır: Bunlardan ilki, adı Eski Yunancada “boğa” anlamına gelen tauros kelimesiyle ilişkilendirirken; ikinci yaklaşım, daha eski bir Sami diline, özellikle de Aramice kökenine dayandırmaktadır.
Antik Çağ’da Toros Adı
Toros adının Antik Çağ coğrafyasında oldukça erken dönemlerden itibaren kullanıldığı anlaşılmaktadır. Eratosthenes’in günümüze bütünüyle ulaşmayan coğrafya çalışmalarına ilişkin bilgileri aktaran Strabon, Toros Dağları’nı Asya coğrafyasının düzenlenmesinde önemli bir eksen olarak ele alır.
Strabon’un aktardığı bilgilere göre Eratosthenes, Asya’yı kuzey ve güney bölümlerine ayırırken Toros Dağları’nı önemli bir coğrafi sınır olarak kabul etmiştir. Strabon ayrıca Toros sisteminin Karia ve Lykia çevresinden başlayarak doğuya doğru uzandığını belirtir. Antik Çağ coğrafyacılarının Toros adını, bugün Toroslardan ayrı dağ sistemleri olarak değerlendirilen daha doğudaki sıradağlar için de kullandıkları anlaşılmaktadır.
Benzer şekilde Polybios, Historiai adlı eserinde Taurus adını Anadolu’daki siyasi ve coğrafi bölgelerin tanımlanmasında kullanılan yerleşik bir sınır adı olarak zikretmektedir. Bu durum, Toros adının yalnızca belirli bir dağ sırasının adı olmadığını; Antik Çağ coğrafya anlayışında geniş bir dağ sistemini ve önemli bir coğrafi sınırı ifade ettiğini göstermektedir.
Toros Adının Aramice “Dağ” Anlamıyla İlişkisi
Toros adının kökenine ilişkin dikkat çekici açıklamalardan biri Alman coğrafyacı Heinrich Kiepert tarafından ortaya konulmuştur. Kiepert, Lehrbuch der alten Geographie adlı eserinde Toros/Tauros adını Sami dil çevresiyle ilişkilendirir ve kelimenin Eski Aramicedeki tûr / tûrâ biçiminden türemiş olabileceğini ileri sürer.
Bu yaklaşımın dikkat çekici tarafı, Aramicede tûrâ kelimesinin “dağ” anlamına gelmesidir. Aramice söz varlığını tarihsel metinler üzerinden belgeleyen Comprehensive Aramaic Lexicon da tûr, tûrâ kelimelerinin “dağ” anlamında kullanıldığını doğrulamaktadır.
Bu nedenle Kiepert’in yaklaşımına göre Tauros/Taurus, başlangıçta özel bir dağ adı olmayıp, “dağ” veya “dağlık bölge” anlamında kullanılan yerel bir coğrafi terimin zaman içerisinde Yunancalaştırılmış biçimi olabilir. Böyle bir açıklama, Toros adının Anadolu ile Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasındaki eski dil ve kültür ilişkileri içerisinde değerlendirilmesine imkân vermektedir.
“Toros” Adı Boğa Anlamına mı Geliyor?
Toros adının kökeni tartışılırken en çok dikkat çeken konulardan biri, kelimenin Eski Yunancadaki ταῦρος (tauros), yani “boğa” kelimesiyle olan benzerliğidir. Gerçekten de Antik Yunancada tauros kelimesi “boğa” anlamına gelmektedir ve bu kullanım klasik sözlük kaynaklarında açık biçimde belgelenmiştir.
Ancak bu benzerlik, Toros adının kesin olarak “boğa” kelimesinden türediğini göstermemektedir. Çünkü Aramicede de ses bakımından benzer iki ayrı kelime bulunmaktadır. tôr/tawrâ “boğa, öküz” anlamına gelirken, tûr/tûrâ “dağ” anlamındadır. Comprehensive Aramaic Lexicon bu iki kelimeyi ayrı sözlük maddeleri olarak kaydetmektedir.
Dolayısıyla “Toros = boğa” şeklindeki açıklama, yalnızca kelimelerin ses benzerliğine dayanılarak kesin bir etimolojik sonuç olarak kabul edilmemelidir. Özellikle Aramicedeki tûrâ (“dağ”) kelimesinin varlığı, Toros adının kökenine ilişkin “dağ” anlamındaki Sami köken ihtimalini daha ciddi biçimde değerlendirmeyi gerektirmektedir.
Boğa Sembolünün Kültürel Etkisi
Bununla birlikte, Toros adı ile “boğa” kavramı arasındaki ilişkinin kültürel açıdan tamamen göz ardı edilmesi de doğru olmayacaktır. Antik Anadolu ve Yakın Doğu kültürlerinde boğa, güç, bereket, doğurganlık ve özellikle fırtına tanrıları ile ilişkilendirilen önemli bir semboldür.
Bu nedenle Tauros/Taurus adının zaman içerisinde Yunancadaki “boğa” kelimesiyle ilişkilendirilmesi veya yeniden yorumlanması kültürel açıdan mümkün görünmektedir. Ancak böyle bir kültürel çağrışım, kelimenin ilk etimolojik kökeninin mutlaka “boğa” olduğunu kanıtlamaz. Burada etimolojik köken ile sonradan oluşan kültürel çağrışımı birbirinden ayırmak gerekir.
Sonuç: “Toros” Bir Dağ Adından Daha Fazlasıdır
Mevcut tarihsel ve dilbilimsel veriler, Toros adının Antik Yunan ve Roma coğrafya geleneğinde çok eski dönemlerden itibaren Ταῦρος (Tauros) / Taurus biçiminde kullanıldığını ortaya koymaktadır. Strabon’un aktardığı Eratosthenes’in coğrafya anlayışında Toroslar, Asya’nın kuzey ve güney bölümlerini birbirinden ayıran önemli bir coğrafi eksen olarak görülmüş; Polybios ise Taurus adını Anadolu’nun siyasi ve coğrafi sınırlarının tanımlanmasında kullanmıştır.
Adın kökeni konusunda ise doğrudan Eski Yunancadaki “boğa” (tauros) kelimesinden türediğini kesin bir biçimde söylemek yerine, Heinrich Kiepert’in ileri sürdüğü Aramice tûrâ (“dağ”) kökenini önemli ve dikkate değer bir etimolojik açıklama olarak değerlendirmek daha ihtiyatlı görünmektedir.
Bu açıdan bakıldığında “Toros” adı, yalnızca bir dağ silsilesinin adı değil; Anadolu, Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasında binlerce yıl boyunca devam eden dilsel ve kültürel etkileşimlerin coğrafi adlandırmalara yansıyan önemli izlerinden biridir.
Dolayısıyla Toros adı, bir taraftan Antik Yunan ve Roma dünyasında Tauros/Taurus biçiminde yaşamış, diğer taraftan daha eski Sami dil çevresindeki “dağ” anlamıyla ilişkili olabilecek bir coğrafi terimin izlerini taşımış olabilir. “Boğa” sembolünün Anadolu ve Yakın Doğu kültürlerindeki güçlü yeri ise bu ada zaman içerisinde ayrı bir kültürel anlam katmanı kazandırmış olabilir.
Torosların adı böylece yalnızca bir coğrafyayı değil, Anadolu’nun doğu ile batı arasında binlerce yıllık dil, kültür ve medeniyet geçişlerinin hafızasını da taşımaktadır.
Kaynakça:
Kiepert, H. (1878). Lehrbuch der alten Geographie. Berlin: Dietrich Reimer. Eserin 1878 tarihli baskısı dijital arşivlerde korunmaktadır.
Polybios. Historiai (The Histories), özellikle Kitap V ve XXI, W. R. Paton çevirisi, Loeb Classical Library.
Strabon. Geographika (The Geography), II.1; II.5; XI.12. H. L. Jones çevirisi, Loeb Classical Library.
Hebrew Union College–Jewish Institute of Religion. The Comprehensive Aramaic Lexicon: tûr/tûrâ, “mountain”; tôr/tawrâ, “bull, ox”.
Liddell, H. G., Scott, R. & Jones, H. S. A Greek-English Lexicon, ταῦρος maddesi: “bull”. Logeion, University of Chicago.


0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..