Peki, karbon yutak alanı denildiğinde aklınıza yalnızca ağaçlandırma mı geliyor? Sinop- Sarıkum Milli Parkı’nda yapılan bir araştırma, karbon depolamanın yalnızca ağaçlarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Orman, sazlık, bataklık, kumul ve agropastoral sistemler gibi doğal ve yarı-doğal ekosistemler de topraklarında önemli miktarda karbon ve azot depoluyor.
Araştırmada 44 toprak örneği incelenmiş; en yüksek karbon ve azot stokları sazlık ve agropastoral alanlarda, en düşük değerler ise kumul ve yerleşim alanlarında belirlenmiştir. Bu sonuçlar, "toprağın derinliği, kil oranı, horizon gelişimi ve arazi kullanım biçiminin" karbon yutak potansiyelini belirleyen önemli unsurlar olduğunu göstermektedir.
Karbon yutak alanlarını değerlendirirken yalnızca kaç ağaç dikildiğine değil, toprağın, bitki örtüsünün ve doğal ekosistemlerin birlikte depoladığı karbona da bakmalıyız. Sarıkum Milli Parkı örneği, mevcut doğal alanların korunmasının ve toprak temelli restorasyon çalışmalarının iklim değişikliğiyle mücadelede ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Sadece yeni ağaçlandırma değil rehabilitasyon ve korunan alan niteliğinin geliştirilmesi bu açıdan çok önemlidir. Diğer alanlar için Moğalistan COP17 de bu anlamda bir işbirliği politikası belirlendi.
Bu çalışma makalesini muhakkak gözden geçirin. Sizce bir bozkır, sazlık, bataklık veya kumul alanı da bir orman kadar önemli bir karbon yutağı olabilir mi?
0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..