İklim zirvelerinde tarafların devletler olduğuna dikkati çeken Süleyman
Çetin, yıllardır süregelen anlaşmazlıkların aşılmasının imkansızlığına
değinerek, “Şayet güneş enerjisi teknolojisi bedeli, 10’da 1’ine düşmemiş
olsaydı bütün bu azaltımlar mümkün olur muydu?” sorusunu sordu. Üretimin ve
üretimin ardında gelişen bilimin önemini vurgulayan Çetin, “Teknoloji ve Sanayi
fuarları daha faydalı yerler olabilir esasında” yorumunu yaptı.
Antalya’da düzenlenecek COP31’e sayılı günler kala, Yeşil Orman Okulu’nun konuğu
İklim Okulu Lideri Süleyman Çetin oldu. COP31’den beklentilerin ele alındığı
programda; Türkiye’nin yürüttüğü süreç, iklim finansmanı ve COP ‘da beklenen
fırsatlar konuşuldu.
“Bakü’de Taraflar Anlaşamayacakları Konusunda Anlaştılar”
10 yıldır iklim zirvelerini takip ediyorum. 2024 yılında, Bakü’de
gerçekleşen COP29’da tartışmanın sürdüğünü belirten Çetin, “Müzakerenin anlaşmak için doğru bir yol olmadığı konusunda hemfikir oldular” dedi ve zirveden,
iklim değişikliğini durdurmanın bir yolunun olmadığı, tarafların pozisyonlarını nasıl koruyacaklarına dair düşünmeye başladıkları sonucunun çıktığını söyledi. 194 ülke değişiklik yapmak için gelmiyor, birbirini dinlemek, bakalım onlar ne yapıyor merakını gidermek ve ortak karar alınacaksa bunu kendi ülkesi seviyesine indirmek için çaba harcıyor. Kültür ve çabamızı göstermek için fırsat oluşuyor.
İklim zirveleri ile ekonomi arasındaki ilişkiye değinen Çetin, COP’un iş
dünyası arasında değil, devletler arasında bir toplantı olduğuna dikkat
çekerek, “Var olan anlaşmazlığı aşmalarına imkan olmadığı için devletler artık
bir şey yapamayacaklarını gördüler” dedi ve ABD ile Çin arasındaki anlaşmazlığı
örnek gösterdi. Çetin, yeni paradigmada “iklime uyum”, “koruma”, Loss and Damage
kavramı yani “kayıp ve zarar” ortaya çıktı.
İklim
zirvelerinde ülkelerin ulusal katkı beyanları (NDC’ler) ile somutlaşan iklim
taahhütleri, zaman içinde uygulama, finansman, hesap verebilirlik ve ülkeler
arası sorumluluk paylaşımı gibi alanlarda çeşitli sorunları da beraberinde
getirdi. Bugün devam eden müzakere süreci, bu pürüzleri gidermeyi, taahhütlerle
sahadaki uygulamalar arasındaki açığı kapatmayı ve iklim hedeflerini daha
ölçülebilir, uygulanabilir ve etkili bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor. Paris
İklim Anlaşmasının özü bu NDC taahhütleridir.
“İklimde olumlu değişim, teknolojiye borçluyuz”
Ozon tabakası meselesini dünya nasıl çözdüyse “sıfır
atık” “dizel” “kömür” meselelerini de çözer. Artık yenilenebilir enerjiyi
konuşacağımız COP lara geleceğiz. Toprağı ve ormanları korumak zamanı… Çetin, iklim mücadelesinde kalıcı
dönüşümün bilimsel ilerleme, teknolojik yenilik ve üretim maliyetlerinin
düşmesiyle mümkün olduğunu, yenilenebilir enerjideki gelişmelerin bunun somut
bir örneğini oluşturduğunu vurguladı.
İklim politikalarının geleceğinde yalnızca uluslararası zirvelerin değil,
sanayi fuarlarının, bilimsel araştırmaların ve üretim ekosistemlerinin de
belirleyici rol oynadığını ifade eden Çetin, toprağın ve ormanların
korunmasının öncelikli gündemler arasında yer alması gerektiğini belirtti. ABD’nin
Paris Anlaşması’ndan çekilmesine rağmen iklim müzakerelerindeki etkisini
sürdürdüğüne dikkat çeken Çetin, “konsensüs” esasına dayalı karar alma
mekanizmasının farklı ülkelerin çıkarları ve öncelikleri nedeniyle uluslararası
iklim eylemini yavaşlatabildiğini dile getirdi.
COP’larda Ne Kadar İlerleme Sağlanıyor?
Bugüne dek COP’lara devletler arası görüşmeler olarak bakıldığını ve bundan
böyle aynı şekilde devam ettiği sürece bir sonuca varılamayacağını ifade eden Çetin,
Türkiye’nin politikalarını değerlendirdi. Çetin, iklim müzakerelerinde güç
odakları arasında ve masada söz sahibi olabilmek için binlerce elemanla
desteklenmiş güçlü bir altyapıya sahip olmanın gerekliliğini vurguladı.
COP31 Eylem Gündemi’nin Sıfır Atık” merkezinde ilerlemesinden ziyade Tarım
ve Orman Bakanlığı’nın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın ve hatta Kültür
Turizm Bakanlığı’nın rollerinin kuvvetlendirilmesi gerekiyor. Çevre Bakanlığı
COP Expo yu devralması başına iş aldı. Misafirleri getir götür mihmandarlıklar,
kültür turları, şehri hazır hale getiemek çok zor şeyler. Ormancılar eski COP
larda daha aktifti nedense. Ormanlar ülkemizin çok güçlü sektörü. Hatta
ülkemizde STK bu anlamda çok güçlü.
Yeşil Orman Okulu; Almanya, Fransa, Endonezya ve Kafkasya bölgesinden misafirleriyle olacak Adil Geçiş Pavillionunda ve bir dizi görüşme ve sunum gerçekleştirecek.
Kömürden
ve dizelden çıkış ilanı bekliyoruz.
"Kömürün
alternatifleri artıyor. Rüzgar ve Güneş ucuzluyor, kömüre kimse finansman
tanımıyor. Bütün bunları bir araya koyduğunuzda şu anda kömür can çekişiyor.
Dizel fiyatlarıyla yeni araçların görünürlüğü artıyor. Mazot çok pahalı, arabayı yenilemek lazım."
Tek kullanımlık plastik yasaklanmalı
Türkiye “sıfır atık” girişiminde oldukça mesafe aldı. Kullan at
plastik yasaklanarak dağ gibi olan yada yakılan plastikten vazgeçmeli artık.
Anadolu ikna edilme coğrafyasıdır.
“Anadolu, bir ikna ve müzakere coğrafyasıdır. COP31’de
de ülkeleri iklim meselelerine ortak çözümler üretmeye, farklılıkları diyalogla
aşmaya ve birlikte hareket etmeye ikna etmeliyiz. Savaşların gölgesinde dünya
ortak bir geleceğe ulaşamaz; bu nedenle meseleleri ele alış biçimimizi yeniden
sorgulamalı, iklim krizini yalnızca bir çevre sorunu değil, barışın,
kalkınmanın ve ortak yaşamın meselesi olarak yeniden anlatmalıyız. Sivil toplum ve özel sektörle herkesi
COP31 Antalya’ya, bu ortak geleceği birlikte konuşmaya ve şekillendirmeye davet
ediyorum.” dedi.

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..