Doğadaki Hareketli Renkler; Kelebekler

Küçük göğüs kafesinden çıkan altı küçük ayak geniş renkli yapraklar üzerinde ilerliyorlar. Sanki bu ayakların sahibi görünüşte telaşsız ama aslında bir kurt gibi aç. Yavaş yavaş titrek adımlarla yürümeye devam ediyor. Sonunda bal özünü buldu, başının altına kıvırdı, hortumunu uzatarak afiyetle emmeye başladı. Sonra...

 Çocukluğumda çimenlik mevkiinde o meşhur böğürtlen altında ki çayırda oynarken otlar, çiçekler ve böcekler ile tanışmıştım. Aslında çiçeklerle kelebekleri beraber tanıdığımı söyleyebilirim. Kelebekler çiçekler kadar renkli ve sanki çiçeklerin adına özgür ve kendine has güzellik sahibi idi. Tabii kelebek kelebektir denilmeyeceğini aslında onun birkaç evreden sonra kelebek haline geldiğini sonradan öğrenecektim.

 Çocukluk merakıyla peşine düştüğümüz ve avuçlarımıza almaya çalıştığımız kelebeklerin aslında pulsuz, mat, kadifemsi, eski bir kumaşa dönüştüğüne şahitlik ettik. Kelebeğim ne kadar canı var ki dediğimi dün gibi hatırlıyorum. Öyle ki yağmurun ve rüzgarın o narin kanatlarına verdiği tahribatı onaramadığıni da görüyordum. Zaten bu yüzden yaklaşın yağmur ya da fırtınaya dair bir belirti hissettiklerinde kuytu köşelere çekiliyorlar. Buna ilaveten insan gibi ortalama bir vucut sıcaklığı derecesi ile kendini koruma kanatlarını hareket ettirmeye, canını kurtarmayı sağlayan oda sıcaklığına ihtiyaç duyuyorlar.

 Bir kelebeğin yaşam döngüsü

 Dişi kelebeğin bıraktığı yumurtalar sonrasında tırtıl oluştuğunu ve daha sonra tırtılların büyüme dönemi Larva iki haftalık müddetten sonra Tırtıla dönüşüyor. Sanki hiç kelebek olmayacakmış gibi çiçeklerin üzerinde dolaşıyor. Üçüncü dönem yani Pupa dönemi koza derisi iyice kalınlaşan tırtılın kendi çevresinde oluşturduğu kabuğu verilen isim olarak bilinir. Kelebeğe dönüşünce ye kadar bir haftalık dönen kozasında bir yaprağın sapında aşağı sarkarak geçirir.

Larva, Tırtıl ve koza içindeki Pupa döneminden sonra artık beklenen an gelmiştir. Kozasında tırtılın kelebeğe dönüşmesi an meselesidir. Kelebekten önceki üç dönem yukarıda anlatıldığı gibi meşakkatli olmuştur.

 Durun henüz daha meşakkati bitmedi. Kabuğunu kırıp dışarı çıktığında nemli ve buruşuk olan kanatlarını kurutması için birkaç saatlik zamana ihtiyaç var. Bu süre boyunca kozasından baş aşağı sarkarak kanatlarına kan pompalar yani dış dünya ile buluşmaya hazırlanır. Artık bu canlı dördüncü dönemi yani kelebek evresi ile doğaya karışır.

Bazı kelebekler bir iki ay bazı sadece yalnızca bir gün yaşarlar. Ama bu kısacık yaşamlarında ekolojik dengeye verdiği katkılar ve güzellikler büyüktür. Bu hayatları boyunca yaşamın çeşitli evrelerinin olabileceğini bize anlatıyorlar. Diğer yandan ekolojik olarak yani çiçekler'de böceklerde canlılığın devam etmesinde iletişim yani postacı görevi yapıyorlar.

 Güneşi rehber edinip pusulaya göre ilerleyen monark kelebeklerin ilginç hikayesi

 Uzun bir göç yolunda yüz milyonlarca kelebek rengarenk kanatlarıyla Meksika'daki Sierra Chincua tepesinden yola koyulurlar. Her eylül ayında güneye doğru birkaç ay sürecek yolculuk başlıyor. Kış ayları boyunca varış noktaları ne kadar yer yer soğuğun geçmesini bekliyorlar. Öyle ki birkaç aylık ömürleri boyunca Yollar ve sığındıkları ormanlar onlara yarenlik ediyor. Yolda ne zorluklar yaşıyorlar kim bilir.

 Bu Yol boyunca bu zarif varlıklar binlerce kilometre kanat çırpıyorlar ve yol boyunca birkaç nesil birden tükeniyorlar. İnsanoğlu da yaşamı boyunca mesafe kat ettiği yolda milyonlarca adım ve fikir söz düşünce duygu yaşamıyor mu? Binlerce yer ve insan tanımıyor mu?

 Kelebekler dönüş yolu bahar ile birlikte başlayacak. Şubat sonu Mart başına doğru üreme dönemi ardından dünyaya gelen Kelebekler hayatlarının ilk göçünü gerçekleştirecekler.

Doğrusu atalarının geldikleri toprakları nasıl olacaklar nasıl aynı yoldan geri dönecekler? İşte bu Kelebekler güneşin gökyüzündeki yerini tespit edip bir pusula geliştirerek kanatlarını çıktıkları bir üniversite tarafından tespit edilmiş. Tabii ki Güneş'i ve nizam-ı alem i bir düzen içerisinde yaratan Hz Allah, kelebekler için birkaç işaret koyarak onların yollarını bulmasını sağlıyor. Tabii ki Hz Allah bizim için de yolumuzu bulmamız için kur'an-ı Kerim'i ve peygamberleri ve hatta peygamberlerin Varisleri bize işaret olarak sunmuş.

 Türkiye'nin kelebek zenginliği

 Türkiye'de 400'ü Aşkın kelebek türü bulunuyor Ve bu türlerin 40'tan fazlası endemik yani ülkemize özgü olduğunu söyleyebiliriz. Bu kelebeklerin en büyüğü Apollo kelebeği iken en küçüğü ise mücevher kelebeği iyidir Apollo kelebeğinin kanat açıklığı 10 santim iken mücevher kelebeği 1 santimden bile küçüktür.

Endemik kelebeklerden Anadolu çokgözlüsü'ne Isparta'da Konya Adana Bilecik ve Eskişehir'de rastlanırken, Koçakın esmer perisi Artvin Van Hakkari de, Çok gözlü Anadolu beyazı Doğu Anadolu dışındaki bölgelerde, Çok gözlü Fatma ile Çok gözlü buzul mavi Van ve Hakkari'de, Yaz meleği Gümüşhane Adana ve Van arasında görülmektedir.

Peki hiç kelebek Müzesi gören var mı? Konya'da Kelebekler Vadisi'nin ziyaret edenler bilirler ki kelebeğin yukarıda anlattığımız dört evresi ve binlerce tür milyonlarca renk cümbüşü izlenebilir. Buna müsait olmayanlar ormana ve doğaya çıkıp çiçekler üzerinde gezinen yukarılara çok yukarılara doğru uçup giden kelebekleri inceleyebilir. Ya da kelebeğin hayatını ve kendisini inceleyip bilimsel çalışmalar yapabilir.
Yeşil Orman Okulu zaten doğayı keşfetmek için kuruldu. Kelebekleri daha yakından tanıyabilirsiniz.


Yorum Gönder

0 Yorumlar