Çocuklar toplumun genelinde ‘yetersiz insan’, ‘yetişkinliğe ulaşması gereken bir varlık’, ‘eksik özne’, ‘küçük insan’ gibi yetişkinlik üzerinden tanımlanır. Yetişkince çocuk ‘biz senin için en iyisine karar verir, gerekeni yaparız’ denilen varlıklardır. Çocukluk hep gelecekle ilişkilendirilen geçici bir ‘durum’ olarak görülür ve koruma amacıyla hep kontrol altında tutulur.
Çocuk katılımında ise çocuk ya ‘yarının yurttaşı’ ya da ‘bugünün paydaşı’ olarak görülür. Çocuğu yarının yurttaşı olarak gören bakış doğrudan toplumun çocuğa bakışıyla benzeşir ve çocukları katılımını destekleyen eşit bireyler gibi tanımlamazken bugünün paydaşı olarak gören bakış çocuğun söz hakkı olduğunu kabul eder, katılımını önemser. Ancak uygulamada bu bakışı yansıtan örneklere rastlamak çok nadirdir. Çünkü karar alıcılara çocuk katılımı için ortak bir eksende buluşmak zor gelir ve genelde çocuğun ihtiyacını öngörerek kararlar alırlar.
Şu basit yönergeyle çocuk katılımını anlamlı kılabiliriz:
Çocukların katıldığı ortam onlara uygun olmalı
- 1. Çocuklar nereye geldi?
- 2. Çocuklarla bir araya geldiğimiz fiziksel mekân yükseklikler, aydınlatma, havalandırma gibi açılardan çocuklara göre mi?
- 3. Ortam güvenli mi?
Çocuğun ifade etmesine alan açılmalı
- 4. Çocuklar hazır mı?
- 5. Çocukları konuyla ilgili olarak bilgilendirdik mi?
- 6. Okur yazar olup olmadığı, engellilik durumu, resim yapmayı sevip sevmediği gibi açılardan çocukları tanıyor muyuz?
- 7. Her birine uygun aracı düşündük mü?
Çocuğun sunduğu görüşlerin nereye, nasıl ulaştırılacağı en baştan belli olmalı
- 8. Çocuğu kimler dinleyecek?
- 9. Çocukların sunduğu görüşlerle ne yapacağız?
- 10. Çocuklar görüşlerinin kimlere sunulacağını biliyor mu?
Çocukların sunduğu görüşlerin etkisi olmalı
- 11. Çocukların görüşleri değişimi sağlama gücü olan yetişkinlerce nasıl dikkate alınabilir?
- 12. Çocuktan aldığımız bilgiyle ne yaptığımızı tekrar çocuklara aktarmanın planının yaptık mı?

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..