Türkiye'de Kurak ve Yarı Kurak Alanlar

1- Konya Kapalı Havzası ve özellikle Karapınar düşük yağış (≈300 mm/yıl), yüksek buharlaşma ve yeraltı suyu aşırı kullanımıyla obruk oluşumları ve tuzlanma riskiyle öne çıkarken; 2- Tuz Gölü Havzası, ekstrem tuzluluk, sığ yeraltı suyu ve kuraklık baskısıyla tipik bir evaporitik ekosistem sergiler; 3- Harran Ovası, yarı kurak iklimde yoğun sulamaya bağlı sekonder tuzluluk ve drenaj sorunlarıyla dikkat çeker; 4- Iğdır Ovası, mikroklimatik kuraklık, düşük yağış ve yüksek evapotranspirasyon nedeniyle çölleşmeye hassas bir yapıya sahiptir; 5- Erzurum-Kars Platosu, her ne kadar soğuk yarı kurak iklim etkisinde olsa da kısa vejetasyon süresi ve zayıf bitki örtüsü nedeniyle erozyona açık alanlar içerir; 6- Mardin-Midyat Platosu, karstik yapı, ince toprak derinliği ve düzensiz yağış rejimi ile su tutma kapasitesinin sınırlı olduğu yarı kurak bir sistemdir; 7- Burdur havzası şiddetli su ve rüzgâr erozyonu, kumul hareketliliği ve antropojenik bozulum süreçlerine sahip, 8- Aksaray Ovası, düşük yağış ve yüksek buharlaşma nedeniyle yeraltı suyu baskısı ve tarımsal kuraklık riskiyle öne çıkarken; 9- Niğde Bor Havzası, tuzluluk eğilimiyle hassas bir yarı kurak sistemdir. 10- Çankırı-Çorum Havzası, step ekosistemlerinin yaygın olduğu ve yanlış arazi kullanımı sonucu erozyon riskinin arttığı bir geçiş zonu niteliğinde, 11- Elazığ Uluova ve Malatya Ovası, düzensiz yağış rejimi ve sulama baskısıyla yarı kurak karakter sergileyen önemli tarım alanlarına sahip, 12- Van Gölü Havzası, kapalı havza yapısı, tuzluluk-alkalilik özellikleri ve iklim değişikliğine hassas su dengesi ile dikkat çekerken; 13- Siirt-Kurtalan Ovası ve Batman Ovası, yüksek sıcaklık, düşük yağış ve aşırı otlatma baskısı nedeniyle arazi bozulumuna açık yarı kurak alanlar arasında yer almaktadır. 14- Uşak Platosu ve Afyonkarahisar Ovası, İç Batı Anadolu geçiş kuşağında yer alarak step formasyonunun hâkim olduğu, düşük yağış ve yüksek buharlaşma ile belirginleşen yarı kurak ekosistemlerdir. 15- Denizli Çürüksu Havzası, jeotermal etkiler ve su dengesi sorunlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kuraklık ve arazi bozulum süreçlerine duyarlı alanlar arasında yer almaktadır.

Kurak ve yarı kurak alanların önceliklendirilmesi; iklim verileri, ATD indeksi, su bütçesi ve sosyo-ekonomik göstergeler birlikte değerlendirilerek çok kriterli analizler yapılmalıdır. Bu alanlar yıllık yağışın genellikle 250–500 mm aralığında olduğu, potansiyel evapotranspirasyonun yağıştan yüksek seyrettiği ve su bütçesi açığının kronik hale geldiği bölgelerdir. Bu alanlarda zonlama çalışmaları; hassasiyet derecesine göre çekirdek koruma ve rehabilitasyon bölgeleri şeklinde ayrıştırılarak havza yönetimi ilkeleri doğrultusunda planlanmalıdır. İklim değişikliğine uyumlu eylem planları geliştirilerek, projeler hazırlanmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları için önceliklendirme katsayısı hem bilimsel ve teknik çalışmalar, hem karbon bütçesi ve hem yatırım bütçesi için önemlidir. 

Bakalım bu gölgelikte ne kadar vakit geçireceğiz.



Yorum Gönder

0 Yorumlar