COP31'e giderken Türkiye tek kullanımlık plastikleri yasaklamalı mı?


Plastik, 20. yüzyılın en büyük endüstriyel devrimlerinden biri olarak yaşamımızı kolaylaştırdı; ancak bugün aynı başarı hikâyesi küresel bir çevre krizine dönüşmüş durumda. Her yıl milyonlarca ton plastik denizlere ve karalara karışırken, okyanus akıntılarının bir araya getirdiği Büyük Pasifik Çöp Yaması, neredeyse bir "plastik kıta" olarak anılıyor. Mikroplastikler artık yalnızca deniz canlılarında değil; içme suyunda, tarım topraklarında ve hatta insan vücudunda tespit ediliyor. Bu nedenle birçok ülke tek kullanımlık plastik poşet, pipet, çatal-kaşık ve köpük ambalajları yasaklayarak ya da ciddi şekilde sınırlandırarak döngüsel ekonomiye geçişi hızlandırıyor. COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye için de plastik kirliliğiyle mücadelede iddialı bir politika, hem iklim hem biyolojik çeşitlilik hem de toprak sağlığı açısından önemli bir adım olacaktır. Hatta RELDN çalıştayında bu konunun arazileri kirletmesi ve toprak sağlığına etkisini konuştuk.

Bana göre artık "plastiksiz bir yaşam" değil, gereksiz plastiğin olmadığı akıllı bir yaşam hedeflenmeli. Alışveriş çantamızdan kahve bardağımıza, kamu alımlarından üretim süreçlerine kadar küçük görünen tercihlerin büyük bir dönüşüm başlatabileceğine inanıyorum. 

COP31, Türkiye'nin yalnızca iklim diplomasisinde değil, sürdürülebilir tüketim ve üretim konusunda da örnek bir ülke olabilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Plastik devrimi insanlığın başarısıydı; belki de şimdi sıra plastik sonrası dönüşüm devrimini başlatmaktadır. Yasaklamakta geç kaldık.

Alın makale: https://www.eeas.europa.eu/delegations/turkey/tek-kullan%C4%B1ml%C4%B1k-plastik-t%C3%BCketimini-azaltacak-yeni-kurallar_tr

Plastiğin hikayesi: https://www.interaktifcevre.com.tr/blog/2023/plastik-uretimi-ve-tek-kullanimlik-plastikler/

#COP31 #PlastikKirliliği #DöngüselEkonomi

Yorum Gönder

0 Yorumlar