Kitap: Küçük Ağaç'ın Eğitimi

Forrest Carter'ın yazdığı Küçük Ağaç'ın Eğitimi, beş yaşında öksüz kalan bir Kızılderili çocuğunun, büyükanne ve büyükbabasının yanında doğayla iç içe, yapaylıktan uzak yaşayarak öğrendiği hayat derslerini anlatan otobiyografik bir romandır. Roman, sevgi, saygı, dürüstlük ve doğa sevgisi üzerine kuruludur.

Roman olayları bir çocuğun gözünden anlatması sebebiyle Küçük Prens,  Şeker Portakalı ve Bülbülü Öldürmek kitaplarına da benzetilebilir. Bu yönüyle etkili bir eser olma özelliğini kazanabilmiştir.
Küçük Ağaç’ın Eğitimi okulda verilen klasik eğitime benzemez; onun eğitimi daha çok yaşamı ve doğayı doğru algılamayı ve doğaya uyum sağlamayı, doğanın bir parçası olmayı gerektirir. Küçük Ağaç, doğa ile belirli bir ahenk kurarak yaşama gayretinde iken beyaz adamın her şeyi acımadan yok etmesini anlamlandırmakta çok zorlanmaktadır.

Küçük Ağaç’ın Eğitiminde iki farklı dünya gözler önüne serilmektedir: Bir tarafta iktidar tutkusu ve zalimliğin hüküm sürdüğü çıkarlar dünyası, diğer tarafta ise sevgi, dostluk, iyilik gibi erdemlerin olduğu ütopik dünya. Yazar Forrest Carter, küçük bir çocuğun gözünden iyi ve kötünün mücadelesini sembolik olarak anlatmaya çalışmıştır. Değerler eğitimine bir gönderme yapması sebebiyle faydalı bir kitaptır. 

Muhteşem kitaptan iç ısıtacak, beyin çalıştıracak 9 alıntı;

1- "Yalnızca arılar, ihtiyaçlarından fazlasını depolar ve bu yüzden ayılar tarafından soyulur. Paylarından fazlasını depolayan insanlar için de durum böyledir. Bu yüzden savaşlar çıkar ve herkes kendi payını arttırmak için söz oyunlarına başvurur."

2-"Büyükbaba dedi ki, daha az sözcük olsaydı, dünyada bu kadar sorun olmazmış. Bana, özel olarak, sorun yaratmaktan başka bir işe yaramayan bir sözcük oluşturmanın her zaman çok aptalca olduğunu söyledi. Ki bu da mantıklıydı. Büyükbaba sesten ya da bir sözcüğün söyleniş biçiminden, anlamından yanaydı. Farklı sözcükler konuşan insanların müziğin sesini dinleyerek aynı şeyi hissedebileceğini söyledi."

3-“Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne, anlamadığı bir şeyi sevemeyeceğini söyledi. İnsanları ve Allah'ı anlamazsan ne insanları ne Allah'ı sevebilirdin.”

4-"Büyükanne doğru yaptığımı söyledi; çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz. Ki bu da doğrudur."

5-"Büyükanne, beden aklını açgözlü ya da hırslı olmak için kullanır, onunla her zaman insanları kandırır ve onlardan nasıl maddi çıkar sağlayacağımı düşünürsem ruh aklını bir cevizden daha büyük olmayan bir boyuta düşüreceğimi söyledi.” 

6-"Büyükbaba, sert kışların zaman zaman gerekli olduğunu söyledi. Bu, doğanın işleri temizleme ve daha iyi büyümesini sağlama yoluydu. Buz, ağaçların zayıf dallarını kırıyor, böylece yalnız güçlüler gelişiyordu. Zayıf meşe palamudunu, ceviz ve kestaneleri temizliyor ve dağlarda daha iyi bir ürün için hazırlık yapıyordu."

7-"Büyükbaba dedi ki, ‘Kahrolası aptal sözcük oyunu adamları aptallaştırır. Bir kişinin başka birine karşı sözcükleri kullandığını işitirsen, onu tanımak için sözcüklerden yola çıkma. Kahrolası sözcüklerin hiçbir anlamı yoktur çünkü. Sesinin tonuna dikkat et. Dürüst olup olmadığını yalan söyleyip söylemediğini anlarsın."

8-"Onlar kendilerini, yerlilerin yaptığı gibi doğaya verdiler; ona boyun eğdirmeye ya da bozmaya çalışmak için değil, doğayla birlikte yaşamak için. Ve bu düşünceyi o kadar sevdiler, sevgi içlerinde öyle büyüdü ki artık beyaz adam gibi düşünmeleri mümkün değildi."

9-"Kendimi kötü ve boş hissediyordum. Büyükbaba dedi ki, neler hissettiğimi biliyormuş, çünkü kendisi de aynı şeyleri hissediyormuş. Büyükbaba, sevip de kaybettiğin her şey sana bu duyguyu verir, deyip ekledi: ‘Bundan kurtulmanın tek yolu hiçbir şeyi sevmemektir ki bu daha da kötüdür; çünkü o zaman sürekli boşluk hissedersin."




Yorum Gönder

0 Yorumlar