Kurumsal Eğitimleriniz Ne Kadar Gerçekçi?

 Muammer Öztürk 4 Ağustos 2026, 

Modern işletme yapısını eğitim birimleri olmadan düşünmek imkânsız. Zira eğitim, işletmeleri daha iyi olma hedefine taşıyacak olan vazgeçilmez bir değişim yönetimi aracıdır. Eğitimin değiştirici gücünü nitelikli işgücü üzerinde doğrudan gözlemlemek mümkün. Eğitim yoluyla gerekli bilgi, beceri ve davranış seti ile donatılmış işgücü, görevlerini layıkıyla yerine getirir. Kısacası, işletmeler başarıyı nitelikli işgücü sayesinde yakalar. İşletmelerin eğitim harcamaları eğitimin vazgeçilmezliğini yeterince ortaya koymaktadır. Kurumsal Eğitim Pazarının Durumu isimli rapora göre göre sadece 2023 yılında dünya genelinde şirketler, kurumsal eğitimler için yaklaşık 391 milyar dolar ödemiştir. İşletmelerin kurumsal eğitimlere büyük bütçeler ayırması, ilk bakışta sevindirici. Ancak eğitimin tanımı, rakamların ötesindeki bir gerçeğe dikkatimizi çeker. Alan Mumford, Etkili Öğrenme isimli kitabında, bu gerçeği şu sözlerle dile getirir:  «İnsanlar daha önce bilmedikleri bir şeyi bildiklerini ve/veya daha önce yapamadıkları bir şeyi yapabildiklerini gösterebiliyorlarsa, öğrenme başarılmış demektir.»  Mumford’un tanımı size şunu söyler: Herhangi bir faaliyete eğitim diyebilmeniz için işletmenizde eğitime aldığınız işgücünüz, ‘eğitimden asla o eğitime geldikleri gibi ayrılmamalıdır’. Dolayısıyla, kurumsal eğitimlere yönelik esas değerlendirmeyi, eğitimlerin neticesinde hedeflenen değişimi ne derece elde ettiğinize bakarak yapmalısınız. Deloitte firmasının raporuna göre 2033 yılına kadar üretim sektöründeki iş kollarında 3,8 milyon nitelikli işgücüne ihtiyaç söz konusu olacak. Bu rapor, sanal ve uzaktan gibi yeni nesil eğitim yöntemlerine rağbetin arttığı bir ortamda, ne ilginçtir ki nitelikli işgücü ihtiyacının da artmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu tablo karşısında eğitimin amacına uygun olarak bir soru sormanız gerekir: Soru şudur: Kurumsal eğitimlere yaptığımız yüksek yatırıma karşılık işgücünün performansında hedeflenen değişimi gerçekten elde edebildik mi?  Unutmayın ki eğitimlerinizin asıl etkinliği dünya gerçekleri karşındaki sınavda ortaya çıkar. 

4/4'lük Liderlik kitabının yazarları Ron Price ve Andy Lisk, “Öğrenmenin etkisi, sınıfta değil, pazarda elde edilen iş sonuçları ile ölçülebilir” demektedirler. Her iki yazarın bu ifadesindeki ‘pazar’ kelimesini uygulama ve saha olarak anlamak gerektir. Diğer bir deyişle, işgücünüzdeki değişimi, uygulamada gözlemlemeniz gerekir. İtfaiye eri yetiştirdiğinizi varsayalım. İyi bir itfaiye eri, araç gereç bilgisi gibi elzem mesleki bilgileri öğrenmeli, bu araç ve gereçleri kuralına uygun olarak ustaca kullanabilmeli ve ayrıca bir yangına müdahale durumunda hem kendisini hem de kurtarmaya çalıştığı insanları tehlikeye atmayacak soğukkanlı ve dikkatli davranışı gösterebilmelidir. Yangın, bir dünya gerçekliğidir. İtfaiye eri eğitiminin asıl etkinliği ancak bu gerçeklik testini başarıyla geçmesi durumunda söz konusu olur.  Kurumsal eğitim uygulamalarınızdaki başlıca amacın, sahadaki pozitif performans değişimi olduğunu hep hatırda tutmalısınız. Dolayısıyla ciddi bir yatırım olan kurumsal eğitimlerinizi yürütürken daima bir değişim yönetimi yaklaşımı izlemelisiniz. Bu doğrultuda yüz güldürücü sonuçlar elde etmek için aşağıdaki ilkeleri kılavuz edininiz:  Eğitim faaliyetlerinizi bir istatistik meselesi olarak görmekten vaz geçin. Hiçbir eğitim düşünürü başarıyı salt sayılarla tanımlamamıştır. Mesela Donald Kirkpatrick, 1959 yılında eğitimlerin etkinliğini ölçmek üzere dört seviyeli bir model geliştirmiştir. İş dünyası eğitimlerinde sıklıkla kullanılan bu model, eğitimlerin nihai etkinliğinin sahada elde edilen sahici sonuçlara bakılarak ölçülebileceğini öngörür. Sınıf içi, uzaktan ya da sanal eğitimlere tabi tuttuğunuz işgücünüzün yüksek sayılara ulaşması ile gurur duyabilirsiniz. Ancak bu durumda başarıyı yanlış yerde görme yanılgısına düşersiniz. Rakip ve paydaşları sadece sayılarla etkilemek kolaycı bir göz boyama işidir. Delil mi istiyorsunuz? Darrel Huff’ın How to Lie with Statistics [İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir] isimli kitabında, insanların istatistiklerle nasıl manipüle edilebileceğine dair çarpıcı anlatımlar bulabilirsiniz. Eğitimlerden sonra bir öncesi-sonrası değerlendirmesi yapın. Eğitimlerinizin asıl başarısını sahada elde ettiğiniz neticelerle ölçmelisiniz. Sahadaki neticeler size eğitimlerinizin etkisine dair en gerçekçi bilgiyi verir. Bu uğurda sormanız gereken kılavuz değerindeki sorular şunlar olmalıdır: Kurumsal eğitimlerden sonra işletmemizin müşteriler ve paydaşlar nezdindeki imajında hissedilir bir iyileşme ve gelişme yaşandı mı? Geçmişe göre işletmemizle çalışmak ve iş birliği yapmak isteyen, hatta buna can atan yeni paydaşlar ortaya çıktı mı? Tasarruf söz konusu olduğunda eğitimi en son akla getirin. Tasarruf tedbirleri söz konusu olduğunda nedense işletmelerin aklına çoğu kez ilk önce eğitim harcamaları gelmektedir. İşgücünüzü eğitmek için ayırdığınız bütçeyi kısmayı her düşündüğünüzde, onları eğitmediğinizde ortaya çıkabilecek maliyeti hesap ediniz. Tıpkı Sokrates’in sözünde vurguladığı gibi: “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.” Ayrıca, eğitim maliyetlerinde tasarruf için bütünüyle sanal eğitimlere yönelmek ise eğitimin asıl hedefi olan bilgi, beceri ve davranıştaki değişimin öncelikleriniz arasında olmadığı izlenimini verebilir. 

Sanal ve uzaktan eğitimlerin sihirli bir eğitim yöntemi olmadığını unutmayın. İşgücünüzde görmek istediğiniz değişimi, onlarda gerçekleştirmek istediğiniz dönüşümü sadece sanal ya da dijital eğitimlere yaslanarak sağlayamazsınız. Telling Ain’t Training [Anlatmak Eğitim Değildir] isimli kitabın yazarları Harold D. Stolovitch ve Erica J. Keeps, etkili bir eğitim yöntemi için sacayağı benzetmesi üzerinden üçlü bir yapı önerirler. Sanal ve dijital eğitimler, bu sacayağının sadece bir ayağını oluştur. Ayrıca, herhangi bir eğitim teklifinin, sanal versiyonu ile aynı eğitimin sınıf içi fiyatını karşılaştırmanızı öneririm. Bu basit kıyas, eğitim yöntemi tercihinde bulunurken sizi yeni sorular sormaya sevk edecektir. Kurumsal eğitim meselesinin özü şudur: Kurumsal eğitimler pozitif değişim yatırımıdır. Ancak eğitimden elde edeceğiniz pozitif değişimi imkânlı kılacak olan, öncelikle değişme duyduğunuz inanç olacaktır. Bu doğrultuda Mahatma Gandhi’ye ait şu söz çok öğreticidir: “Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.” Değişime duyduğunuz inanç, sınıf içi ya da sanal, doğru eğitim yöntemini seçmenizde belirleyici olacaktır. Son olarak ABD’nin eski başkanlarından Nixon’ın bir sözü ile bitireyim: “Bir şeyi yarı yarıya yaptığınızda, tam yapmakla aynı bedeli ödersiniz. Öyleyse tam yapın.”

Bu yazının alındığı yer: https://hbrturkiye.com/blog/kurumsal-egitimleriniz-ne-kadar-gercekci


Yorum Gönder

0 Yorumlar