KARBONET Çalıştayı Açılış Konuşması
Değerli kamu kurumlarımızın temsilcileri, kıymetli akademisyenler, özel sektör temsilcileri, meslek örgütlerimizin değerli üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve sevgili meslektaşlarım,
Hepiniz “Karbon Yutak Alanı Proje Esasları ve İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı”na, kısa adıyla KARBONET Çalıştayı’na hoş geldiniz.
Orman Mühendisliğinin ilk devri 1857’de Louis Tassy öncülüğünde kurulan Orman Mektebi ile başlıyor. Sonra 1916–1917’de başlayan amenajman çalışmaları; 1924’te planlı ormancılığın güçlenmesinden ikinci olarak1938’de mühendislik statüsünün hukuki olarak tanınması; olarak 1954-59’te mesleki örgütlenmeye ve üçüncü olarak 2006’da 5531 sayılı Meslek Kanunu ile serbest ormancılık hizmetlerinin önünün açılması devrimini yaşamıştır.
Şu an dördüncü bir çığın içindeyiz; 1992 Rio Zirvesi sonrasında hızlanan paradigma değişimiyle birlikte iklim değişikliği, orman yangınları, biyolojik çeşitlilik kaybı, arazi tahribatı, havza rehabilitasyonu, ekosistem restorasyonu, doğa temelli çözümler ve karbon yönetimi gibi yeni sorumluluk alanları ortaya çıkmıştır. AHRP, Murat, Çoruh, TULIP, Fırat ve Ceyhan gibi havza rehabilitasyonu projelerinde edindiğimiz onlarca yıllık deneyim, orman mühendislerinin havza ve doğal kaynak yönetimindeki güçlü kapasitesini ortaya koyarken, hâlâ “Havza Rehabilitasyonu Başmühendisliği neden yok?” sorusunu da gündeme getirmektedir. Bunu gerçekleştirebilirsek bu çığır kapanmış yeni bir çığır başlamış olacaktır.
Yeni bir devrin eşiğindeyiz. Yeni bir çığır açacak Ormancılık 5.0 vizyonu doğrultusunda, 5531 sayılı Meslek Kanunu’nun 20. yılında ve Sürdürülebilir Orman Yönetiminin (SOY) gündemde olduğu bu dönemde, meslek kanununun güncellenmesine odaklanmalıyız. Belki de yeni bir orman mühendisliğinde “karbon yönetimi baş mühendisliği” gibi teknik uzmanlıklar geliştirmeliyiz.
COP31’in Antalya’da gerçekleştirileceği bir dönemde “Daha Yeşil Türkiye” için daha büyük bir soru sormalıyız: Dün neredeydik, bugün neredeyiz ve geleceğin ormancılık sorunlarını çözmek için nerede olmalıyız? Belki de Karbon Yutak Alanı Projeleri, orman mühendisliğinin yalnızca ormanı yöneten değil; karbonu, ekosistemleri, havzaları ve iklim risklerini birlikte yöneten yeni bir meslek anlayışına geçişinde önemli bir dönüm noktası olacaktır. Bugün herkes Orman mühendislerinin önündeki son düğümün COP31 de açılacağını düşünüyorum. Ekoloji mimamarlığına doğru adım adım ilerleyen bir disiplin olarak ilerliyoruz.
Bu devir için bugün burada yalnızca karbon yutak projelerini konuşmak için değil; Türkiye’de önümüzdeki dönemde geliştirilecek karbon yutak alanı projelerinin hangi bilimsel, teknik ve metodolojik temeller üzerine kurulması gerektiğini birlikte değerlendirmek için bir aradayız.
İklim değişikliğiyle mücadelede artık karbonun atmosferden uzaklaştırılması ve ekosistemlerde depolanması giderek daha önemli bir gündem haline geliyor. Türkiye’de gelişen iklim mevzuatı, Emisyon Ticaret Sistemi ve karbon kredilendirme mekanizmaları, karbon yutak alanlarının geliştirilmesi açısından yeni bir dönem başlatıyor. Ancak bu yeni dönemde asıl sorumuz yalnızca “Ne kadar karbon tutabiliriz?” olmamalıdır.
Asıl sorumuz; “Doğru alanı nasıl seçeriz, doğru projeyi nasıl tasarlarız, karbon kazanımını nasıl ölçeriz, bu kazanımın gerçekten ilave ve kalıcı olduğunu nasıl ortaya koyarız ve bütün bunları ekosistemlerin geleceğini gözeterek nasıl yaparız?” olmalıdır.
Çünkü bir karbon yutak projesini yalnızca karbon miktarı üzerinden değerlendirmek, projenin gerçek çevresel değerini ortaya koymak için yeterli değildir. Bir orman veya ekosistem aynı zamanda biyoçeşitliliği korur, toprağı tutar, su döngüsünü düzenler, iklim değişikliğine uyuma katkı sağlar ve yerel topluluklara sosyal ve ekonomik faydalar sunar. Dolayısıyla karbon yutak projelerinin tasarımında karbon hedefi ile ekosistem bütünlüğü arasında güçlü bir denge kurmamız gerekiyor.
"Ağaçlandırma projelerinde nicelik sınırını, niteliğin gücüyle aşalım. Proje mühendislerinin amaç, hedefler ve özgün değer hiyerarşisini doğru kurgulaması gerekiyor."
Sayın Genel Müdürüm, Sayın Başkanım, Değerli Katılımcılar,
Çalıştayın ilk gününde, karbon yutak alanı projelerinin stratejik, teknik, ekonomik ve hukuki boyutları bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. İlk oturumda FAO Türkiye’den Ekrem Yazıcı, “Stratejiden Eyleme: Tarım, Ormancılık ve Diğer Arazi Kullanımları (AFOLU) Sektörü için FAO’nun İklim Yaklaşımı ve Araçları” başlıklı sunumuyla AFOLU sektörünün iklim politikaları içindeki yerini ve proje geliştirme araçlarını değerlendirecek; Prof. Dr. Kenan Ok ise ormancılık sektöründe yeni nesil projelerin hazırlanmasına ilişkin yaklaşım ve becerileri aktaracaktır. İkinci oturumdaki yuvarlak masa toplantısında ÇEM, ulusal ve uluslararası karbon piyasalarında yutak alan projelerini; İklim Başkanlığı, iklim hedefleri kapsamında karbon yutak alanlarının önemini; OGM ise ormanlaştırma ve rehabilitasyon çalışmalarının karbon yutak projelerindeki rolünü ele alacaktır. Öğleden sonraki panelde Prof. Dr. Kasırga Yıldırak kalıcılık, dayanıklılık ve çoklu fayda; Yıldıray Lise karbon yutak projelerinde 5N1K yaklaşımı; Metin Savaş ormancılık firmalarının rolü; Merve Güzeloğlu Bilim ise projelendirme bütçesi senaryoları üzerine değerlendirmelerini paylaşacaktır. Günün son bölümünde Av. Selma Karaduman karbon yutak alan projelerinin hukuki boyutunu, Halil Agah ise proje analizlerini ele alacaktır.
Çalıştayın ikinci gününde ise projelerin teknik bütünlüğü, izleme ve doğrulama süreçleri, karbon piyasaları ve uygulama deneyimleri üzerinde durulacaktır. Doç. Dr. Mahmut Bayramoğlu, karbon yutak projelerinde entegrite eşiklerini; Yeşil Orman Okulu Koordinatörü Mustafa Çetin, proje amaçları, hedefleri ve özgün değer hiyerarşisini değerlendirecektir. MRV oturumunda İ&D Uzmanı Mahmut Yılmaz projelerde izleme ve değerlendirme süreçlerini, Prof. Dr. Ayhan Ateşoğlu raporlama ve doğrulama mekanizmalarını, Doç. Dr. Emre Çomaklı ise karbon yutak alan projelerinde senaryo raporlamasını ele alacaktır. Karbon piyasaları oturumunda GTE Karbon Ltd. Şti. temsilcisi Kemal Demirkol, Gold Standard ve Verra deneyimleri çerçevesinde karbon yutak piyasalarını; İklim Okulu Uzmanı Süleyman Çetin, karbon yutak alan projelerinde mekanizmaları değerlendirecektir. Son oturumda Cihan Yeşil firma deneyimlerini, MAPEG’den Selçuk Bostancı rehabilite edilmiş maden sahalarının karbon yutak potansiyelini ve TÜRMES Projesi’ni, FAO Uzmanı Dr. Abdüssamet Aydın ise karbon tarımı sektörünü aktaracaktır. Böylece çalıştayın, farklı uzmanlık alanlarından elde edilen bilgi ve deneyimleri bir araya getirerek Türkiye’de uygulanabilir, ölçülebilir, doğrulanabilir ve sürdürülebilir karbon yutak alanı projeleri için ortak bir teknik çerçevenin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Bütün bu teknik başlıkların yanında, projelerin Türkiye’nin gelişen iklim mevzuatı ve karbon piyasalarıyla uyumunu da değerlendireceğiz. Buradaki amacımız yalnızca mevcut uygulamaları konuşmak değil; Türkiye'nin kendi koşullarına, ekolojik özelliklerine ve mevzuat yapısına uygun bir proje geliştirme yaklaşımının nasıl oluşturulabileceğini birlikte düşünmektir.
Bu çalıştayın bizim açımızdan en önemli taraflarından biri de farklı disiplinleri ve paydaşları aynı masa etrafında buluşturmasıdır. Kamu kurumlarının politika ve uygulama deneyimi, akademinin bilimsel birikimi, özel sektörün finansman ve piyasa deneyimi, meslek örgütlerinin teknik kapasitesi ve sivil toplumun sahadaki deneyimi birbirini tamamlayan unsurlardır.
Bu nedenle KARBONET'i yalnızca bir bilgi paylaşımı çalıştayı olarak değil, ortak akıl ve ortak üretim platformu olarak görüyoruz.
İki gün boyunca gerçekleştireceğimiz grup çalışmaları ve tartışmaların sonunda ortaya çıkacak önerilerin, farklı kurumların kendi karbon yutak projelerini geliştirirken yararlanabileceği ortak teknik ve metodolojik esasların oluşturulmasına katkı sağlamasını bekliyoruz.
Sayın Genel Müdürüm, Sayın Başkanım, Değerli Katılımcılar,
Uzun vadede ise bu çalışmaların “Ulusal Karbon Yutak Alanları Proje Modeli” için bir temel oluşturmasını hedefliyoruz. Türkiye'de geliştirilecek karbon yutak projelerinin bilimsel temelli, teknik açıdan güçlü, mevzuata uyumlu, çevresel bütünlüğü gözeten, ölçülebilir ve doğrulanabilir; aynı zamanda karbon piyasaları açısından güvenilir ve uzun vadede sürdürülebilir projeler olması gerektiğine inanıyoruz.
Karbonet Çalıştay sürecine orman mühendislerimizin ve genç meslektaşlarımızın sürece aktif olarak katılmasını önemsiyoruz. Çünkü karbon yutak alanlarının planlanması, tesis edilmesi, izlenmesi ve uzun vadeli yönetimi, doğrudan arazi ve ekosistem bilgisine dayanan bir süreçtir. Bu nedenle teknik kapasitenin geliştirilmesi ve yeni nesil ormancılık yaklaşımlarının bu alana taşınması büyük önem taşıyor.
Son olarak, bu çalıştayın gerçekleşmesine katkı sağlayan GEF SGP'ye, çalıştayın yürütülmesinde emeği bulunan Yeşil Orman Okulu'na, değerli katkılarını sunan ÇEM, OGM, TAGEM, TRGM, İklim Değişikliği, Başkanlığı, FAO Türkiye gibi kurumlarımıza, üniversitelerimize, özel sektör temsilcilerimize, meslek örgütlerimize ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Desteğini esirgemeyen İklim Okulu ekibine teşekkür ederim.
İnanıyorum ki önümüzdeki iki gün boyunca ortaya koyacağımız bilgi, deneyim ve öneriler yalnızca bugünkü çalıştayın çıktıları olarak kalmayacak; Türkiye'de karbon yutak alanı projelerinin geleceğine ilişkin daha güçlü, bilimsel ve ortak bir yaklaşımın geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
KARBONET Çalıştayı'nın ülkemiz, doğamız ve geleceğimiz için faydalı sonuçlar üretmesini diliyor; hepinize katılımınız için teşekkür ediyor, verimli ve üretken bir çalıştay diliyorum.
Hoş geldiniz.

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..