COP31 Antalya’da Adil Geçiş ve Yeşil İstihdam İçin Sahadayız

Yeşil Orman Okulu, Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF SGP) desteğiyle yürütülen RE-LDN Projesi kapsamında, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek UNCCD COP31 sürecine aktif katılım sağlamayı hedefliyor. Proje kapsamında, adil geçiş, arazi tahribatının dengelenmesi, doğa temelli çözümler ve nitelikli yeşil istihdam arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

RE-LDN Projesi’nin ilk aşamasında gerçekleştirilen çalıştayda, UNCCD’ye akredite sivil toplum kuruluşları (STK), COP31 hazırlıklarını gözden geçirerek uluslararası müzakere süreçlerine katılım, ortak politika geliştirme ve sivil toplum iş birliği konularını değerlendirdi. İkinci aşamada ise bir iş birliği platformu oluşturularak COP31 hazırlıkları sürdürüldü, ortak çalışma alanları belirlendi ve yeni proje önerileri geliştirildi.

Projenin son aşamasında Yeşil Orman Okulu’nun COP31’e aktif katılım sağlaması, Mavi Bölge’de (Blue Zone) düzenlenecek yan etkinliklere (side event) katkı sunması ve proje çıktılarının uluslararası düzeyde paylaşılması hedefleniyor. "Adil Geçiş Perspektifinden Türkiye’de Karbon Yutak Alanı Projeleri: COP31 Sektörel Pozisyon Belgesi" konulu yan etkinlikte, COP31’in Adil Geçiş Pavyonu kapsamında sosyal diyalog, sürdürülebilir geçim kaynakları, doğa temelli çözümler ve yeşil istihdam başlıklarının öne çıkarılması amaçlanıyor.

COP30’dan COP31’e: Adil Geçiş, Sosyal Diyalog ve Yeşil İstihdam

2025 yılında Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30’da, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Komisyonu ortaklığında gerçekleştirilen Adil Geçiş Pavyonu; hükümetleri, işçi ve işveren örgütlerini ve diğer paydaşları bir araya getirdi. Pavyonda sosyal diyaloğun iklim taahhütlerini somut eylemlere dönüştürmedeki rolü ele alınırken yeşil işler, insana yakışır istihdam, kapsayıcı katılım, iklim direnci ve adil geçişin uygulanmasını destekleyen finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme mekanizmaları değerlendirildi.

COP30’da “Adil Geçişin Sahada Hayata Geçirilmesi: Yerel Eylemler, Geçim Kaynakları ve Sürdürülebilir Kalkınma” başlığı altında ele alınan öneriler; tarımsal dönüşüm, orman topluluklarının iklim eylemine katılımı, üniversiteler aracılığıyla sistemik değişim, enerjiye erişim ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konulara odaklandı. Bu yaklaşım, yerel toplulukların geçim kaynaklarını koruyan, iklim direncini güçlendiren ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen katılımcı adil geçiş uygulamalarının önemini ortaya koydu. Türkiye’de kömürden çıkış kararı alınmadı ancak kömür bölgeleri bu çıkışı yıllardır yaşıyor. İstihdam azalıyor, yerel ekonomiler zayıflıyor, gençler göç ederken bölgelerin geleceğine ilişkin belirsizlik artıyor. Bu dönüşümün nasıl yönetileceği enerji politikalarını olduğu kadar istihdamı, sosyal korumayı, yerel kalkınmayı ve bölgesel eşitsizlikleri de doğrudan ilgilendiriyor. Adil geçiş kömür bölgelerinden başlar.

Yeşil Orman Okulu’nun yaklaşımı ise adil geçiş ile nitelikli yeşil istihdam arasındaki bağı, doğa temelli çözümler ve karbon yutak alanı projeleri üzerinden güçlendirmeye dayanıyor. COP31 Sektör Pozisyon Belgesi çerçevesinde ele alınan karbon yutak alanı projelerinin; ekosistemlerin korunmasına, iklim hedeflerine katkı sunmasına, yerel geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve nitelikli yeşil iş olanaklarının geliştirilmesine hizmet etmesi hedefleniyor.

Yeşil Orman Okulu’nun temel mesajı şöyle: “Daha çok yeşil iş için kaliteli karbon yutak alanı projeleri üretmeliyiz.”

RE-LDN Projesi aracılığıyla geliştirilen sivil toplum iş birliğinin COP31’de somut önerilere ve ortak eylemlere dönüşmesi; arazi tahribatının dengelenmesi, iklim politikaları ve adil geçiş gündemlerinin yerel ihtiyaçlarla bütünleştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Sivil Toplum İçin Adil Geçiş İletişimi Rehberi, YADA Vakfı’nın GIZ ((The Deutsche Gesellschaft für Internationale Zusammenarbeit) desteğiyle yürüttüğü “Türkiye’de Adil Geçiş İçin İletişim Yol Haritası” projesinin bir çıktısı olarak hazırlandı. Rehber, Türkiye’de adil geçiş algısını anlamaya yönelik sosyal medya söylem analizi, Soma, Tavşanlı ve İskenderun’da gerçekleştirilen saha araştırmaları ile İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’daki Meydan paydaş buluşmalarından elde edilen bulguları bir araya getiriyor. İçeriğinde; adil geçiş ve iklim adaleti kavramlarına dair temel bilgiler, Türkiye’de iklim politikaları ve adil geçişin mevcut yasal ve politik çerçevesi, Türkiye’de adil geçiş algısına ilişkin güncel araştırma bulguları, Almanya deneyiminden çıkarılan dersler ile farklı alanlarda çalışan sivil toplum örgütleri için hedefe yönelik iletişim ve savunuculuk önerileri yer alıyor. https://www.yada.org.tr/sivil-toplum-adil-gecis-iletisimi-rehberi/

MAD, iklim adaleti savunuculuğunun önemli bir boyutunu oluşturan adil geçiş yaklaşımını, insanların yaşamlarına dokunan somut bir dönüşüm süreci olarak ele almaktadır. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin zorunluluğuna inanırken, bu dönüşümün kendi hâline bırakılması durumunda kazananlar ve kaybedenler yaratabileceğine dikkat çekmektedir. Geçiş süreçlerinin yalnızca teknik bir meseleye indirgenmemesi, geniş katılımlı ve toplumsal bir zeminde yürütülmesi gerektiğini savunmaktadır. Toplumsal adaleti dışlayan ve sahayla bağ kurmayan politika ve yaklaşımların iklim değişikliği inkârcılığını, iklim gündemine yönelik tepkileri ve ilgisizliği artırabileceğini vurgulamaktadır. Metodolojik çeşitliliği benimseyen MAD, adil geçişi kır, kent, aile ve emek gibi farklı alanlar ile yerel dinamikler çerçevesinde ele almaktadır. Bu doğrultuda iklim adaleti mücadelesini herkesin söz hakkına sahip olduğu, kapsayıcı ve dayanışmacı bir zeminde yürütmeyi hedeflemektedir. Bireyleri ve toplulukları doğrudan sahada dinlemeyi, onların deneyimlerini anlamayı ve bilgiyi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmeyi temel bir yaklaşım olarak benimsemektedir. https://mekandaadalet.org/program/adil-gecis/



Yorum Gönder

0 Yorumlar