Orman Okullarının sürdürülebilirliği desteklenmesi amacıyla yürütülen OKSİJEN Projesi, bilimin rehberliğinde somut çözümler üretmeye devam etmektedir. Bu yayın, alandaki kapsamlı bilimsel araştırmaların OKSİJEN Projesi vizyonuyla harmanlanarak daha erişilebilir ve uygulanabilir bir formata dönüştürülmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın akademik temellerini inşa eden ve projeye değerli katkılar sunan Kırıkkale Üniversitesi mensupları Prof. Dr. Yurdagül ERDEM, Doç. Dr. Hande ŞAHİN ve Arş. Gör. Nesime GÜZEL ERTOP’a en içten şükranlarımızı sunarız.
Giriş
Kentsel yaşamın beraberinde getirdiği yoğunluk ve günlük yaşamın koşuşturması, ailelerin çocuklarının gelişim ve eğitim süreçlerine yeterli zaman ayırmalarını güçleştirebilmektedir. Bu nedenle çocukların gelişimlerinin önemli bir bölümü, gün içerisinde uzun süre vakit geçirdikleri okullarda şekillenmektedir. Okulun fiziksel ve sosyal koşullarının yetersiz olması, okulun ve yakın çevresinin güvenliği açısından çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Söz konusu yetersizlikler, çocukların farklı güvenlik tehditleriyle karşılaşmasına neden olabileceği gibi şiddet ve suç gibi olumsuz davranışlara yönelme riskini de artırabilmektedir.
Eğitim ortamı, yalnızca derslerde kullanılan sıra, masa, tahta, tebeşir, kitap ve diğer basılı materyallerden ibaret değildir. Okul binası, fiziksel donanım ve öğrenmenin gerçekleştiği çevrenin bütün özellikleri, eğitim sürecinin önemli bileşenlerini oluşturmaktadır. Öğrenciler, bu ortam içerisinde farklı kavramlarla tanışmakta ve çeşitli öğrenme deneyimleri kazanmaktadır. Maria Montessori de çocuklara somut deneyimler sunan ve özenle tasarlanmış materyallerle zenginleştirilen bir çevrenin, öğrenmenin daha üst düzeyde gerçekleşmesine katkı sağlayacağını ifade etmektedir.
Öğrencilerin zamanlarının önemli bir bölümünü geçirdikleri sınıfların, öğrenme faaliyetlerini destekleyecek belirli fiziksel özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu özelliklerin başında işlevsellik, esneklik ve estetik gelmektedir. Sınıf ortamı, öğrencilere derslerini gerçekleştirebilecekleri uygun bir çalışma alanı sunmalı; farklı öğrenme etkinliklerine olanak tanımalı ve öğrencilerin duygusal gelişimlerini destekleyen nitelikler taşımalıdır. Aynı zamanda farklı amaçlarla kullanılabilecek biçimde düzenlenmesi ve öğrencilere estetik açıdan olumlu deneyimler sunması önemlidir. Çünkü fiziksel çevrenin tasarımından yapımına kadar uzanan süreç, öğrencilerin psikolojik durumları üzerinde etkili olmaktadır. Uygun biçimde düzenlenmiş bir çevre öğrenmeyi ve gelişimi desteklerken yetersiz koşullar öğrenme isteğini azaltabilmekte ve öğrencilerin motivasyonlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Bireylerin içinde bulundukları ve faaliyetlerini sürdürdükleri fiziksel çevrenin davranışları üzerindeki etkisi, bilimsel açıdan kabul gören bir olgudur. Öğrenme ve öğretme süreçleri, çevresel koşullardan bağımsız olarak gerçekleşmemektedir. Bu süreçlerin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan uygun bir ortamın oluşturulması gerekmektedir. Binalar, donatılar, modeller, mekânsal düzenlemeler, sıcaklık, renkler ve çeşitli nesnelerden meydana gelen çevre, başlangıçta insanlar tarafından biçimlendirilmekte; daha sonra ise bireylerin davranışlarını ve gelişimlerini etkilemektedir.
Eğitimciler açısından öğrenmenin etkili biçimde gerçekleşmesi, fiziksel, sosyal ve psikolojik koşulların uygunluğuyla yakından ilişkilidir. Bu nedenle eğitim ortamlarının, öğrenme ve öğretme faaliyetlerinin amaçlarına uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun için birey ile çevre arasındaki etkileşimin farklı boyutları dikkate alınmalı ve söz konusu etkileşim eğitim hedeflerini destekleyecek biçimde yönlendirilmelidir.
Türkiye’de ilköğretim okullarının fiziksel çevrelerine ilişkin standartlar Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda ilköğretim okullarının fiziksel özelliklerini ve çevresel koşullarını düzenleyen iki temel standart bulunmaktadır:
- TS 9518: İlköğretim Okulları Fizik Yerleşim Genel Kuralları.
- TS 12014: Çevre Sağlığı – Okullar.
Her iki standartta da ilköğretim okullarının sahip olması gereken fiziksel özellikler ve çevresel düzenlemelere ilişkin asgari ölçütler tanımlanmaktadır.
Büyükkaragöz ve Çivi (1999), eğitim ortamlarının öğrenme ve öğretme etkinliklerinin verimliliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirtmektedir. Araştırmacılara göre okul çevresi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin etkili biçimde yürütülmesini sağlayan temel unsurlardan biridir. Öğretimin uygun fiziksel koşullara sahip bir ortamda gerçekleştirilmesi, eğitim sürecinin başarısını ve niteliğini artırırken gerekli koşulların sağlanamaması başarının düşmesine ve öğretimin yetersiz kalmasına neden olabilmektedir.
Okul çevresinin eğitim üzerindeki etkisine ilişkin araştırmalar, okulda gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin planlanmasında çocukların ihtiyaçlarının ve boş zamanlarını değerlendirme biçimlerinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışma, Kırıkkale ili sınırları içerisinde yer alan 10 ilköğretim okulunun fiziksel çevre koşullarını incelemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.
Yöntem
Bu araştırma, Kırıkkale il merkezinde bulunan ilköğretim okullarının fiziksel çevre özelliklerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamına, özel okullar dışında kalan ve Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren ilkokullar dâhil edilmiştir.
İl merkezinde bulunan 30 ilkokul arasından basit rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 10 okul araştırmaya alınmıştır. Okulların dış çevre koşullarına ilişkin veriler, araştırmacılar tarafından TSE standartları temel alınarak hazırlanan inceleme formu aracılığıyla gözlem ve inceleme yöntemleri kullanılarak toplanmıştır.
Toplam 41 sorudan oluşan inceleme formunda okulların eğitim-öğretim biçimi, kat sayısı ve arsa büyüklüğü gibi genel özelliklerinin yanı sıra okulun konumu, bahçesi, çevresindeki cezaevi, alkollü lokanta ve internet kafelere olan uzaklığı, trafik düzenlemeleri, merdivenleri, koridorları, aydınlatması, tuvaletleri ve atık toplama sistemi gibi fiziksel ve çevresel özellikler değerlendirilmiştir. Ayrıca okul çevresinde seyyar satıcıların bulunma durumu da inceleme kapsamına alınmıştır.
Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde SPSS for Windows 15 programından yararlanılmıştır. Bulgular, frekans ve yüzde dağılımları kullanılarak değerlendirilmiş ve sunulmuştur.
Bulgular ve Tartışma
Araştırmaya dâhil edilen okulların sekizinde ikili öğretim, ikisinde ise tekli öğretim yapıldığı belirlenmiştir. İncelenen okulların tamamının iki ila dört katlı olduğu ve 400 m²’den daha geniş bir alana sahip bulunduğu tespit edilmiştir.
Okulların fiziksel özellikleri
Tablo 1’de araştırma kapsamındaki okulların fiziksel özelliklerine ilişkin bulgular sunulmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre okulların yalnızca %10’unda duvar, zemin ve tavanların nem, ses ve ısıya karşı yalıtımının sağlandığı belirlenmiştir.
Okul binalarındaki yalıtım koşulları, öğrencilerin öğrenme süreçlerinin yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlıkları üzerinde de etkili olmaktadır. Bunun yanında sınıf içindeki yalıtımın, öğrencilerin öğretmenleri ve diğer öğrencilerle kurdukları ilişkiler üzerinde de belirleyici olabileceği ifade edilmektedir. Eğitim yapılarının planlanmasıyla ilgilenen birçok uzman, uygun öğrenme ortamlarının oluşturulmasında yalıtım koşullarının iyileştirilmesini temel sorun alanlarından biri olarak değerlendirmektedir.
Okulların iç mekân düzenlemelerine ilişkin incelemelerde, okulların %70’inde giriş ve çıkış kapılarının en az 2 metre genişliğinde olduğu görülmüştür. Okulların %50’sinde merdiven genişliğinin en az 140 cm, basamak yüksekliğinin ise en az 15 cm olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, araştırmaya alınan okulların tamamında merdiven basamaklarının derinliği en az 25 cm olup merdivenlerde korkuluk bulunmaktadır.
Ancak korkulukların yalnızca %20’sinin çocukların kaymasını önleyecek şekilde tasarlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca incelenen okulların hiçbirinde üst katlardaki pencerelerde korkuluk bulunmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, okul binalarındaki bazı fiziksel düzenlemelerin güvenlik bakımından geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Okul bahçelerinin fiziksel koşulları
Araştırmaya katılan okulların tamamında en az 400 m² büyüklüğünde bahçe bulunduğu belirlenmiştir. Bahçelerin tümünün çevrili olduğu ve çocukların dışarı çıkmasını ya da dışarıdan bahçeye kontrolsüz erişimi güçleştirecek duvar, parmaklık veya tel örgü gibi sınırlandırıcı unsurlarla çevrelendiği tespit edilmiştir.
Okulların %70’inde öğrenci başına en az 5 m² bahçe alanı düştüğü görülmüştür. Bahçelerin %60’ında zemin yüzeyinin girinti ve çıkıntılardan arındırıldığı, toz veya çamur oluşumuna yol açmayacak nitelikte olduğu belirlenmiştir. Okulların %70’inin bahçesinde gereksiz basamak, engel, havuz, beton bariyer veya su tankı gibi unsurların bulunmadığı saptanmıştır. Ayrıca okulların hiçbirinin bahçesinde hayvan dışkısı, hayvan ölüsü veya haşere gibi sağlık açısından risk oluşturabilecek unsurlara rastlanmamıştır.
TSE standartlarında okul bahçelerinin en az 400 m² büyüklüğünde olması ve öğrenci başına en az 5 m² alan ayrılması öngörülmektedir. Bunun yanında bahçelerin, çocukların ve başıboş hayvanların kontrolsüz geçişini engelleyecek biçimde duvar veya benzeri sınırlandırıcılarla çevrilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Okul güvenliği ve çevresel düzenlemeler
Araştırma kapsamındaki okulların hiçbirinin girişinde güvenlik görevlisi bulunmadığı tespit edilmiştir (Tablo 1). Bu bulgu, okulların güvenliğine ilişkin önlemlerin yeterliliği konusunda değerlendirme yapılmasını gerekli kılmaktadır.
Okul güvenliği, yalnızca okul binasının içindeki önlemlerle sınırlı değildir. Okulun iç ve dış çevresinin güvenli hâle getirilmesini, saldırganlık ve benzeri istenmeyen öğrenci davranışlarının azaltılmasına yönelik tedbirlerin uygulanmasını ve okul programlarının etkili, sosyal ve birey odaklı biçimde düzenlenmesini kapsamaktadır (Baginsky, 2003).
Okul çevresindeki atık yönetimine ilişkin bulgular incelendiğinde, okulların %90’ının bahçesinde veya yakın çevresinde çöp kutusu bulunduğu görülmüştür. Biriken çöplerin sağlık koşullarına uygun biçimde uzaklaştırılmasını sağlayan okulların oranı ise %80’dir.
Okullarda oluşan atıkların oyun alanlarından uzakta, uygun bir noktada toplanması gerekmektedir. Bu amaçla kullanılan çöp kutularının kapaklı, paslanmaz, koku ve sıvı sızıntısı oluşturmayacak nitelikte olması; haşere ve kemiricilerin üremesine veya barınmasına olanak tanımaması önemlidir. Ayrıca atık toplama alanlarının çevrenin görünümünü olumsuz etkilememesi, çöplerin günlük olarak toplanması ve uygun biçimde bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Okulların trafik güvenliği açısından değerlendirilmesi
Araştırma kapsamındaki okulların yaklaşık yarısının (N=4) ana cadde üzerinde bulunduğu belirlenmiştir. Buna karşın okulların bulunduğu caddelerin hiçbirinde trafik polisi, trafik ışığı veya hız kesici gibi trafik güvenliğini sağlamaya yönelik uygulamalara rastlanmamıştır. Yalnızca iki okulun yakınında yaya geçidi ve trafik tabelası bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu bulgular, daha önce gerçekleştirilen araştırmaların sonuçlarıyla da benzerlik göstermektedir. Polat’ın (1998) araştırmasında okulların %43’ünün ana yol üzerinde bulunduğu ve yaklaşık üçte birinin yoğun taşıt trafiğine yakın olduğu belirlenmiştir. Aydoğdu’nun (2007) çalışmasında incelenen ilköğretim okullarının %86,1’inin önünde trafik akışını düzenleyen herhangi bir sistem bulunmadığı, %11,1’inde ise mevcut sistemin yetersiz olduğu ortaya konulmuştur. Demirel’in (2003) araştırmasında okulların %67,6’sının önünde trafik düzenleme sisteminin bulunmadığı belirlenmiştir. Yertutan’ın (2002) Ankara’nın Altındağ ilçesinde gerçekleştirdiği çalışmada ise okulların %63,6’sının ana yol üzerinde bulunduğu; diğer ilçelerde bu oranın %31 ile %43 arasında değiştiği saptanmıştır.
Okulların ana yollar üzerinde bulunması, çocukların güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getirmektedir. Yoğun taşıt trafiği, trafik kazası olasılığını artırmanın yanı sıra gürültü kirliliğine ve egzoz gazlarına maruz kalınmasına neden olabilmektedir. Hava kirliliğine maruz kalma, çocukların solunum sağlığını olumsuz etkileyebilecek koşullar oluştururken okul devamsızlıklarının artmasına da yol açabilmektedir.
Araştırmada, okulların %40’ının (N=4) bahçesinde veya yakın çevresinde seyyar satıcıların bulunduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, önceki araştırmalarda elde edilen sonuçlarla karşılaştırıldığında benzer bir duruma işaret etmektedir. Aydoğdu’nun (2007) çalışmasında, okul çevresinde yapılan gözlemler ve okul yetkililerinin ifadeleri doğrultusunda okulların %13,9’unda seyyar satıcı bulunduğu belirlenmiştir. Polat’ın (1998) araştırmasında ise bu oran %36,5 olarak tespit edilmiştir (Aydoğdu, 2007; Polat, 1998).
Seyyar satıcılar tarafından sunulan gıdaların üretim koşullarının bilinmemesi, bu ürünlerin açıkta ve hijyenik olmayan ortamlarda satışa sunulması, özellikle ilköğretim çağındaki çocukların sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Bu nedenle okul çevresindeki gıda satışlarının sağlık ve hijyen koşulları bakımından değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Okul bahçelerinde ağaçlandırma ve yeşil alanlar
Araştırma kapsamındaki okulların %90’ının bahçesinde ağaç bulunduğu belirlenmiştir. Bahçelerde yer alan ağaçların %88’inin meyvesiz ve zehirli salgı oluşturabilen türlerden olduğu belirtilmiştir. Ağaçların alt dallarının, çocukların oyun sırasında kazaya uğramalarını önleyecek biçimde budandığı tespit edilmiştir. Ayrıca ağaçların %55’inden biraz fazlasının alerjik polen oluşturmayan ve dikensiz türlerden meydana geldiği görülmüştür.
Okul bahçelerinin ağaçlandırılması ve yeşil alan miktarının artırılması, eğitim ortamlarının niteliği bakımından özel önem taşımaktadır. Bu alanların çocukların ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenmesi, daha nitelikli ve doğayla etkileşime açık öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Yeşil alanların sunduğu çevresel koşulların öğrenme süreçleri üzerindeki olumlu etkileri de bu tür düzenlemelerin önemini ortaya koymaktadır.
Yangın güvenliği
Araştırma sonuçlarına göre okulların %90’ında yangın merdiveni bulunmamaktadır. Yangın merdivenleri, yangın gibi acil durumlarda bina içerisinde bulunan kişilerin güvenli ve hızlı biçimde tahliye edilmesini sağlamak amacıyla tasarlanan, yangının etkilerinden korunmuş kaçış güzergâhlarıdır.
Okul binalarında öğrenci ve çalışanların güvenliğinin sağlanması amacıyla “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” kapsamında çeşitli yükümlülükler bulunmaktadır. Yönetmeliğin 127. maddesinde okullarda yangın söndürme, kurtarma, koruma ve ilk yardım ekiplerinin oluşturulması gerektiği belirtilmektedir. Yönetmeliğin 133. maddesinde ise itfaiye teşkilatının bulunduğu yerlerde yangın ve benzeri acil durumlarda yardımlaşma ve iş birliğini sağlamak üzere protokol yapılması öngörülmektedir.
Yönetmelikte, yangın merdivenlerinin duvar, tavan ve tabanlarında yanıcı malzemelerin kullanılmaması gerektiği ifade edilmektedir. Ayrıca yanıcı ve parlayıcı sıvıların depolandığı depo binalarının yangına en az 120 dakika dayanıklı olması gerektiği belirtilmektedir. Yönetmelikte yer alan koşulların ihlal edilmesi durumunda yapıların kısmen veya tamamen kullanımına izin verilmeyeceği de hükme bağlanmıştır (Erol, 2009; MEB, 2002).
Özellikle çok sayıda öğrenci ve çalışanın bulunduğu okul binalarında yangın merdivenleri, acil durumlarda güvenli tahliye açısından kritik öneme sahiptir. Uygun tahliye düzenlemelerinin bulunması, öğrencilerin ve öğretmenlerin kısa sürede binadan uzaklaştırılmasına yardımcı olarak olası can kayıplarının önlenmesine katkı sağlayabilir.
Sonuç ve Öneriler
Kırıkkale il merkezinde bulunan ilköğretim okullarının fiziksel çevre koşullarını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada elde edilen sonuçlar, okul binalarının, bahçelerinin ve yakın çevrelerinin çeşitli yönlerden incelenmesini mümkün kılmıştır. Araştırmanın temel bulguları aşağıda özetlenmiştir.
Araştırmaya katılan okulların %40’ının ana cadde üzerinde bulunduğu belirlenmiştir. Okulların tamamının bulunduğu caddelerde trafik polisi ve trafik ışığı bulunmadığı tespit edilmiştir. Caddelerin yalnızca %10’unda hız kesici, %20’sinde ise yaya geçidi ve trafik tabelası yer almaktadır. Bu durum, öğrencilerin okula ulaşım ve okuldan ayrılma süreçlerinde trafik kazaları bakımından risk altında olabileceklerini göstermektedir.
İncelenen okulların %40’ının en az 100 metre yakınında kahvehane, bar, meyhane ve internet kafe gibi işletmelerin bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca okulların yakın çevresinde, en az 500 metre mesafede gürültü, koku ve duman oluşturan fabrikaların bulunduğu; okul bahçelerinde veya çevresinde seyyar satıcıların yer aldığı tespit edilmiştir.
Okulların tamamında merdiven basamaklarının en az 25 cm derinliğinde olduğu ve merdivenlerde korkuluk bulunduğu görülmüştür. Ayrıca bütün okulların en az 400 m² büyüklüğünde bahçeye sahip olduğu, bahçelerin çevrelendiği ve çocukların tırmanarak dışarı çıkmasını engelleyecek duvar, parmaklık veya tel örgü gibi sınırlandırıcıların bulunduğu belirlenmiştir.
Bununla birlikte, araştırma kapsamındaki okulların yalnızca %10’unda duvar, zemin ve tavanların nem, ses ve ısıya karşı yalıtımının sağlandığı tespit edilmiştir. Yangın merdiveni bulunan okulların oranı da yalnızca %10’dur. Ayrıca incelenen okulların hiçbirinin girişinde güvenlik görevlisi bulunmadığı belirlenmiştir.
Araştırma bulguları doğrultusunda aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir:
- Okul yöneticilerinin bilgilendirilmesi: İlköğretim okullarında uygulanması gereken fiziksel çevre ve güvenlik standartları konusunda okul yöneticilerine hizmet içi eğitimler verilerek bu alandaki bilgi ve yeterlilikleri artırılabilir.
- Standartların güncellenmesi ve uygulanması: İlköğretim okullarına yönelik fiziksel çevre standartları belirli aralıklarla gözden geçirilmeli; ihtiyaç duyulan alanlarda gerekli düzenlemeler yapılmalı ve standartların uygulanması takip edilmelidir.
- Okul yerlerinin uygun biçimde seçilmesi: Yeni inşa edilecek okulların yer seçiminde trafik yoğunluğu, gürültü, hava kirliliği ve diğer olumsuz çevresel koşullar dikkate alınmalı; çocukların sağlığını ve güvenliğini destekleyen alanlar tercih edilmelidir.
- Araştırmaların yaygınlaştırılması: Okulların fiziksel çevre koşullarına ilişkin çalışmalar farklı illerde ve bölgelerde sürdürülerek araştırma sonuçlarının Türkiye genelinde değerlendirilmesine olanak sağlanmalıdır.
Kaynaklar
- · AYDOĞDU, Nermin (2007). Sivas il merkezindeki ilköğretim okullarında fiziksel çevre koşullarının değerlendirilmesi. Cumhuriyet Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Sivas.
- · BAGINSKY, Mary (2003). Safegurding Children And School. Deakin University Pres, Usa.
- · BÜYÜKKARAGÖZ, Savaş ve ÇİVİ, Cuma (1999) Genel öğretim metodları; öğretimde planlama ve uygulama. Beta basım dağıtım A.Ş. İSTANBUL
- · DEMİREL Reha (2003) Isparta İl Merkezindeki İlköğretim Okullarında Okul Sağlığı Araştırması, Uzmanlık Tezi, Isparta.
- · EROL, Ferhat (2009). Okulda güvenlik sorununa yol açan etkenlerin belirlenmesi. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitimi araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Ankara.
- · KARAL, Dilek (2011). Korkmadan öğrenmek: Okul ve okul çevresi güvenliği. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Sosyal Araştırmalar Merkezi, Ropor No:11-06, Ankara.
- · KÜÇÜKOĞLU, Adnan, ve ÖZERBAŞ, M. Arif "Eğitim Ergonomisi Ve Sınıf İçi Fiziksel Değişkenlerin Organizasyonu." Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 4.2; 121-134. (2004).
- · Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) (2002). Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik. http://mevzuat.meb.gov.tr/html/24822_0.html (18.02.2015)
- · POLAT Halil (1998) Ankara Merkez İlçelerindeki Okulların Çevre Sağlığı Yönünden İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara.
- · SUECK Lawrence (1991). The design of learning environments. A Dissertation Submitted to the Graduate Faculty of the University of Georgia in Partial Fulfillment of The Requirements for The Degree Doctor of Philosophy
- · ŞİŞMAN, Elif Ebru ve GÜLTÜRK, Pınar (2011). İlköğretim okul bahçelerinin peyzaj planlama ve tasarım ilkeleri açısından incelenmesi: Tekirdağ örneği. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi 8 (3); 53-60.
- · ULUDAĞ, Zekeriya ve ODACI Hatice (2002). Eğitim öğretim faaliyetlerinde fiziksel mekan. Milli Eğitim Dergisi 153:15-20.
- · YERYUTAN Canan (2002) Okullarda Sağlıklı Çevre Oluşturma, Standart, 41 (490): 31-36
.png)
0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..