Orman Okullarında Kalite ve Fiziksel Alt Yapı

Orman okulu konusunda yeni bir örnek ve macerayı daha burada yer verelim.  Öğretim Görevlisi Zeynep Yılmaz Orman Okullarının Sürdürülebilirliği konusunda yeni bir bakış açısı daha ortaya koyuyor. İngiliz ve İsveç’den örneklerle bu yeni yazımız projenin farklı iki yönünü vurguluyor.

OKSİJEN Projesinin bu 5. yayınında Öğretim Görevlisi Zeynep Yılmaz "Deneyimlerden Kalite ve Fiziksel Alt Yapı" konusundaki bilgi ve tecrübelerini paylaştı. 

Dünyadaki orman okulu uygulamaları incelendiğinde, yaklaşımın yalnızca fiziksel bir mekânla tanımlanmadığı görülür. Birleşik Krallık'taki Forest School Association; düzenli ve uzun süreli katılımı, bütüncül gelişimi, doğayla ilişkiyi, desteklenen risk almayı, nitelikli uygulayıcıları ve öğrenen topluluğunu temel ilkeler arasında ele alır.

Forest School Association – Principles and Criteria for Good Practice: https://forestschoolassociation.org/full-principles-and-criteria-for-good-practice/

İsveç'in okul öncesi eğitim müfredatı da çocukların gelişimi, katılımı ve öğrenmesini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek açısından incelenebilir. Bununla birlikte, her okul öncesi eğitim kurumunu orman okulu olarak nitelendirmek doğru değildir; modellerin amaçları ve uygulama biçimleri birbirinden ayrılmalıdır.

İsveç Ulusal Eğitim Ajansı – Curriculum for the Preschool (Lpfö 18): https://www.skolverket.se/sok-publikationer/publikationsserier/styrdokument/2019/curriculum-for-the-preschool-lpfo-18?id=4049

Türkiye'de orman okullarının gelişimi açısından temel kalite ilkelerinin açık biçimde tanımlanması önemlidir. Ancak standartların geliştirilmesi, bütün kurumların aynı fiziksel yapıya veya aynı etkinlik programına sahip olmasını gerektirmemelidir. Coğrafi koşullar, yerel kültür, çocukların ihtiyaçları ve kurumların olanakları dikkate alınarak ortak nitelik ilkeleri belirlenmelidir.

Kalite değerlendirmesi yalnızca açılan kurum sayısı, katılımcı sayısı veya düzenlenen etkinliklerle sınırlandırılmamalıdır. Çocukların deneyimleri, eğitimcilerin yeterlilikleri, uygulamaların sürekliliği ve doğal çevrenin korunması da değerlendirilmelidir.

O'Brien ve Murray'nin İngiltere'deki orman okulu uygulamalarına ilişkin araştırması, çocukların özgüven, sosyal beceriler, dil ve iletişim, motivasyon, dikkat ve fiziksel becerileri gibi alanları incelemiştir. Araştırma, orman okulu deneyimlerinin değerlendirilmesinde çocukların gelişim süreçlerine odaklanmanın önemini gösteren örneklerden biridir. Bulgular farklı bağlamlara aktarılırken araştırmanın örneklemi ve koşulları dikkate alınmalıdır.

O'Brien, L. ve Murray, R. (2007). Forest School and its impacts on young children: Case studies in Britain. Urban Forestry & Urban Greening, 6(4), 249–265. https://doi.org/10.1016/j.ufug.2007.03.006

1. Türkiye'den bir örnek: Mersin Serpil Orman Okulu

Nisan 2026'da Batman Üniversitesi Kozluk Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı öğrencilerimizle birlikte Mersin Serpil Orman Okulunu ziyaret ettik. Bu ziyaret, orman okulu yaklaşımını kuramsal bilgilerle sınırlı kalmadan, uygulamanın gerçekleştiği bir eğitim ortamında incelememize imkân sağladı.

Okulun bölümlerini, tarihçesini, kadrosunu, materyallerini ve öğrenme ortamlarını ayrıntılı biçimde inceleme fırsatı bulduk. Özellikle açık hava sınıflarının orman konseptiyle bütünleşmesi dikkatimi çekti. Doğal çevrenin öğrenme ortamının merkezinde yer alması, doğa temelli eğitimin yalnızca açık havada etkinlik yapmaktan çok daha kapsamlı bir yaklaşım olduğunu bir kez daha düşündürdü.

Okul ekibinin ilgili, deneyimlerini paylaşmaya istekli ve mesleki bilgi aktarımına açık olması da ziyaretin değerli yönlerinden biriydi. Kampüs içerisinde yer alan küçük hikâye okuma kulübü gibi yapılar, çocukların doğayla ilişkisinin yanında dil, hayal gücü ve hikâyeler aracılığıyla öğrenmelerine de alan açılması bakımından dikkat çekiciydi.

Bu ziyaret benim için yalnızca bir okulun fiziksel özelliklerini incelemek anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda eğitim ortamının nasıl düzenlendiğini, materyallerin nasıl seçildiğini, farklı öğrenme alanlarının nasıl bir araya getirildiğini ve kurum kültürünün uygulamalara nasıl yansıdığını gözlemleme fırsatıydı. Çocuk Gelişimi öğrencilerimizin bu deneyime katılması da mesleki öğrenmenin sınıf dışına taşınması açısından önemliydi.

Flensburg'da edindiğim mesleki deneyim, Stockholm'de gerçekleştirdiğim saha gözlemleri ve Mersin'deki okul ziyareti, farklı bağlamlarda ortak bir soruyu gündeme getirdi: Çocukların doğayla anlamlı bir ilişki kurabildiği nitelikli öğrenme ortamları nasıl oluşturulabilir ve bu ortamların devamlılığı nasıl sağlanabilir?

2. Sürdürülebilir bir orman okulu için hangi kriterlere ihtiyacımız var?

·         Süreklilik: Çocukların doğayla düzenli ve uzun vadeli ilişki kurabilmesi.

·         Eğitimci yeterliliği: Çocuk gelişimi, doğa pedagojisi, gözlem, ilk yardım ve risk yönetimi konularında yeterlilik.

·         Çocuk katılımı: Çocukların meraklarına, seçimlerine ve girişimlerine alan açılması.

·         Güvenlik: Doğal alanın özelliklerine ve etkinliklere uygun risk değerlendirmesi yapılması.

·         Ekolojik sorumluluk: Doğal çevrenin korunması ve kaynakların bilinçli kullanılması.

·         Aile ve toplum katılımı: Ailelerin bilgilendirilmesi ve yerel paydaşlarla iş birliği kurulması.

·         Dokümantasyon: Çocukların deneyimlerinin gözlem, öğrenme hikâyeleri ve süreç kayıtlarıyla izlenmesi.

·         Kurumsal devamlılık: Eğitimci değişiklikleri, kaynak kısıtları veya fiziksel koşullardaki değişiklikler karşısında temel niteliklerin korunabilmesi.

Bunlar, ulusal sürdürülebilirlik kriterlerinin geliştirilmesi sürecinde tartışılabilecek önerilerdir; resmî olarak kabul edilmiş bir standart listesi değildir.

3. Gelecek için ortak sorumluluk

Orman okullarının geleceğini şekillendirecek politika yapıcılara, eğitimcilere, üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına önerim, sürdürülebilirliği yalnızca yaygınlaşma hedefiyle değil, niteliği koruma sorumluluğuyla birlikte ele almalarıdır.

·         Politika yapıcılar: Çocuk haklarını, güvenliği, pedagojik kaliteyi ve ekolojik sorumluluğu kapsayan uygulanabilir bir çerçevenin geliştirilmesini desteklemelidir.

·         Eğitimciler: Etkinlik sayısından çok çocukların deneyimlerinin niteliğine odaklanmalı; çocukların sorularından gelişen projelere, gözleme ve öğrenme süreçlerinin dokümantasyonuna önem vermelidir.

·         Üniversiteler: Uygulamaların bilimsel araştırmalarla izlenmesine, eğitimcilerin mesleki gelişimine ve farklı bölgelerdeki örneklerin incelenmesine katkı sunmalıdır.

·         Sivil toplum kuruluşları: Deneyim paylaşımını, kurumlar arası iş birliğini ve iyi uygulamaların görünür hâle gelmesini desteklemelidir.

Bu hedeflere ulaşmak için mevcut uygulamaların ve ihtiyaçların belirlenmesi, farklı paydaşların katılımıyla kriterlerin geliştirilmesi, pilot çalışmalar yapılması ve sonuçların düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir. Böylece kalite kriterleri yalnızca yazılı bir belge olarak kalmaz; uygulamada karşılığı olan, geliştirilebilen ve sürdürülebilen bir yapıya dönüşebilir.

4. Sonuç: Doğayla kurulan bağı geleceğe taşımak

Flensburg'daki eğitim deneyimim, Stockholm'deki saha gözlemlerim ve Mersin Serpil Orman Okulu ziyaretimiz, doğa temelli eğitimi farklı açılardan değerlendirmeme katkı sağladı. Bu deneyimler, nitelikli bir öğrenme ortamının fiziksel koşulların yanında pedagojik yaklaşım, insan ilişkileri, güvenlik ve kurumsal kültürle de şekillendiğini gösterdi.

Türkiye'de “orman okullarının sürdürülebilirliği için kalite ilkeleri” geliştirilmesini önemli buluyorum. Bu ilkelerin çocukların yararını gözetmesi, orman okulu liderlerini desteklemesi, yerel koşullara uyum sağlaması ve doğayla kurulan ilişkinin sürekliliğini güvence altına alması gerektiğine inanıyorum. Amacımız yalnızca daha fazla orman okulu oluşturmak değil; çocukların doğayla anlamlı, güvenli ve uzun süreli ilişkiler kurabildiği nitelikli öğrenme ortamlarının devamlılığını sağlamaktır.

Orman okullarının geleceği, çocuklara doğayı öğretmek kadar, doğayla birlikte öğrenebilecekleri koşulları sürdürülebilir kılabilmemize bağlıdır.

Flensburg, Almanya | Mayıs 2022

Doğa temelli erken çocukluk eğitiminin uygulama boyutunu yerinde tanımama katkı sağladı.

Stockholm, İsveç | Saha gözlemi

İsveç’teki erken çocukluk eğitim ortamına ilişkin saha ziyaretinden bir iç mekân. Ev sıcaklığını çağrıştıran düzen ve çocuklara ayrılan alanlar, öğrenme ortamlarının aidiyet ve ilişki kurma boyutunu düşünmek için bir örnek sunuyor. Bu ortam, doğrudan bir orman okulu olarak tanımlanmamaktadır.

Mersin Serpil Orman Okulu | Nisan 2026

Ziyarette gözlemlenen açık hava yaşam alanlarından bir ayrıntı: yağmurluk ve botların çocukların dış mekân deneyimini destekleyecek biçimde düzenlenmesi. Bu tür günlük düzenlemeler, doğada öğrenmenin sürekliliğini destekleyen pratik unsurlardandır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar