Orman okullarının en önemli taşıyıcısı eğitmenler ve öğretmenler oluyor, diğer taşıyıcı gücü de okul ekosisteminin en önemli parçası olan kamusal alanlar yani okul bahçesi koridorlar ve okul sokakları oluyor. OKSİJEN Projesinin bu 8. yayınında Orman Okulu için kamusal alanlar konusunda öğretmenlerin yaklaşımını konusunu ele alıyoruz.
İnsan haklarının korunması, eşitlik ve adalet ilkelerinin yaşamın bütün alanlarında hayata geçirilmesi ve bireyin ihtiyaçlarını merkeze alan yaşam çevrelerinin oluşturulması, sürdürülebilir bir toplumun temel gereklilikleri arasındadır. Bu yaklaşımın önemli bir boyutunu, çocukların haklarının tanınması, korunması ve günlük yaşam içerisinde uygulanması oluşturmaktadır. Çocukların sağlıklı, güvenli, nitelikli ve doğayla etkileşim kurabilecekleri çevrelerde yetişmeleri, çocuk haklarının hayata geçirilmesinin yanı sıra toplumsal refahın ve çevresel sürdürülebilirliğin geliştirilmesi açısından da önem taşımaktadır.
Çocuk haklarına duyarlı yönetimlerin, kurumların ve bireylerin yetiştirilmesi, çocukların yaşam çevrelerinin iyileştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda geliştirilen Çocuk Dostu Şehir (ÇDŞ) girişimi, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde çocuk haklarını gözetmesini, çocukların görüş ve ihtiyaçlarının kamu politikalarına yansıtılmasını ve temel hizmetlere eşit erişimlerinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Çocukların yalnızca korunması gereken bireyler olarak değil, yaşadıkları çevrenin şekillendirilmesine katılabilen hak sahibi vatandaşlar olarak ele alınması, bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır (Riggio, 2002: 45, 47; Özden ve Kubat, 2003: 78; UNICEF, 2004; Child Friendly Cities, 2006; Memocal, 2006).
Yeşil Orman Okulu yaklaşımı, çocuk hakları ile doğa temelli öğrenme arasındaki ilişkiyi merkeze alarak bu anlayışın eğitim ortamlarına ve günlük yaşama taşınmasını hedeflemektedir. Çocukların doğayla doğrudan ilişki kurabildiği, açık havada özgürce hareket edebildiği, çevresini keşfedebildiği ve öğrenme süreçlerine aktif olarak katılabildiği ortamlar, çocukların fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen önemli yaşam alanlarıdır. Bu çerçevede doğa, yalnızca ziyaret edilen veya belirli etkinliklerin gerçekleştirildiği bir mekân değil; çocukların yaşam hakkı, katılım hakkı, oyun hakkı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıyla ilişkili temel bir öğrenme ve gelişim alanı olarak değerlendirilmektedir.
Çocuk Dostu Şehir girişiminin temelinde yer alan çocuk haklarının yerel ölçekte uygulanması düşüncesi, Yeşil Orman Okulu’nun doğa temelli eğitim anlayışıyla birlikte ele alındığında, çocukların yaşam çevrelerinin ekolojik niteliklerinin de değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Çocukların yaşadıkları şehirlerde ve mahallelerde yeşil alanlara, okul bahçelerine, ormanlara ve diğer doğal alanlara güvenli ve eşit biçimde erişebilmeleri; bu alanların tasarlanması, yönetilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görüşlerini ifade edebilmeleri, çocuk dostu çevrelerin doğa dostu bir yaklaşımla bütünleştirilmesine katkı sağlayabilir.
Çocuk Dostu Şehir yaklaşımında çocukların ihtiyaçlarının, önceliklerinin ve haklarının kamu politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi öngörülmektedir. Bu yaklaşım, çocukların yaşam çevrelerinin yalnızca fiziksel koşullar bakımından değil, katılım, erişilebilirlik, güvenlik ve çevresel kalite açısından da değerlendirilmesini gerektirmektedir. Korkmaz’ın (2006) çocuk dostu şehirleri insanlık dostu şehirler olarak ele alan yaklaşımı, çocukların ihtiyaçlarına duyarlı yaşam çevrelerinin toplumun bütün kesimleri için daha yaşanabilir alanlar oluşturabileceğine işaret etmektedir.
Bu doğrultuda Yeşil Orman Okulu, çocukların doğayla kurdukları ilişkinin eğitim süreçleriyle sınırlı kalmaması; okul bahçeleri, mahalleler, parklar, ormanlar ve diğer kamusal alanlarla bütünleşmesi gerektiği anlayışını benimsemektedir. Doğa temelli eğitim ortamlarının geliştirilmesi, çocukların çevresel farkındalıklarının artırılmasının yanında, yaşadıkları çevreye ilişkin karar süreçlerine katılmalarını ve doğayla sürdürülebilir bir ilişki geliştirmelerini destekleyebilir.
Çocuk Dostu Şehir Girişiminden Doğa Dostu Eğitim Ortamlarına
Çocuk Dostu Şehir girişimi, 1996 yılında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II) sonrasında, şehirleri herkes için daha yaşanabilir hâle getirme hedefi doğrultusunda geliştirilmiştir. UNICEF’in yaklaşımında öne çıkan “önce çocuklar” ilkesi, çocukların ihtiyaçlarının ve haklarının yerel yönetimlerin planlama ve uygulama süreçlerinde öncelikli olarak değerlendirilmesini öngörmektedir (Korkmaz, 2006).
Habitat II sonrasında farklı ülkelerde yürütülen çalışmalar, uluslararası toplantılar ve iş birlikleri, çocuk dostu şehir anlayışının yaygınlaşmasına ve konuya ilişkin bilgi paylaşım ağlarının gelişmesine katkı sağlamıştır. 1997 yılında Gana’da gerçekleştirilen “Afrikalı Çocuk Dostu Şehirlere Doğru” başlıklı uluslararası çalıştay ile 1997–2000 yılları arasında İtalya’da düzenlenen etkinlikler, çocuk dostu şehir yaklaşımını benimseyen paydaşların bir araya gelmesine ve deneyimlerin paylaşılmasına olanak tanımıştır. Eylül 2000’de Uluslararası Çocuk Dostu Şehirler Sekretaryasının kurulması da bu ağın gelişimini destekleyen adımlardan biri olmuştur (Riggio, 2002: 47).
Çocukların görüşlerini ifade edebilen ve yaşadıkları çevrenin şekillendirilmesine katılabilen bireyler olarak kabul edilmesi, yerel yönetimlerin kurumsal, yasal ve bütçesel düzenlemeler yapmasını gerekli kılmaktadır. Bu yaklaşım, çocukların yalnızca aileleri ve eğitim kurumları içerisinde değil, mahallelerinde ve şehirlerinde de yaşam çevrelerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilmelerini öngörmektedir (Riggio, 2002: 45).
Yeşil Orman Okulu perspektifinden değerlendirildiğinde, çocukların katılım hakkı doğal çevrelerin ve eğitim alanlarının planlanması süreçlerini de kapsamaktadır. Çocukların okul bahçelerinin düzenlenmesi, bitki türlerinin seçilmesi, doğal oyun alanlarının oluşturulması ve açık hava öğrenme ortamlarının geliştirilmesi gibi süreçlerde görüşlerinin alınması, çocukların yaşadıkları çevreyle bağ kurmalarını destekleyebilir. Bu süreçlerde çocukların yalnızca etkinliklere katılan bireyler olarak değil, çevrelerinin geliştirilmesinde söz sahibi olan paydaşlar olarak görülmesi önemlidir.
Çocuk Hakları, Sağlıklı Çevre ve Orman Pedagojisi
Çocuk Dostu Şehir Projesi Uygulama Yönergesi’nde (2006: 2) çocuk dostu şehir; çocuk haklarını gözeten, çocukların şehir yönetimine ve karar alma mekanizmalarına katılımını sağlayan, ilgili kararları çocuk hakları perspektifiyle değerlendiren ve temel hizmetlere eşit erişimi destekleyen bir yerel yönetim anlayışı çerçevesinde tanımlanmaktadır. Bu tanım, çocukların yaşam çevrelerinin geliştirilmesinde yönetsel sorumlulukların ve hak temelli yaklaşımın önemini ortaya koymaktadır.
Aynı yönerge kapsamında çocukların yaşam çevrelerinin geliştirilmesine ilişkin öncelikler arasında sağlıklı ve güvenli bir çevrenin oluşturulması yer almaktadır. Çocukların ve ailelerinin sağlıklarını tehdit edebilecek kirlilik, bulaşıcı hastalıklar ve diğer olumsuz çevresel koşullardan korunması, bu yaklaşımın temel unsurlarındandır (Çocuk Dostu Şehir Projesi Uygulama Yönergesi, 2006: 4).
Yeşil Orman Okulu yaklaşımında sağlıklı ve güvenli çevre kavramı, çocukların doğal alanlarla kurdukları ilişkinin niteliği üzerinden de ele alınmaktadır. Okul bahçelerinin yeşil alanlarla zenginleştirilmesi, doğal materyallerin öğrenme süreçlerinde kullanılması, çocukların mevsimsel değişimleri gözlemleyebilecekleri ortamların oluşturulması ve açık hava etkinliklerinin eğitim programlarına dâhil edilmesi, doğayla etkileşimi destekleyen uygulamalar arasında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte, doğa temelli eğitim ortamlarının çocuk dostu olabilmesi için yalnızca yeşil alanların varlığı yeterli değildir. Bu alanların çocukların yaşlarına ve gelişim özelliklerine uygun olması, farklı gereksinimleri bulunan çocuklar tarafından erişilebilir biçimde düzenlenmesi, güvenlik ve ekolojik sürdürülebilirlik ilkelerinin birlikte gözetilmesi gerekmektedir. Çocukların doğada keşfetmelerine, oyun oynamalarına, gözlem yapmalarına ve kendi öğrenme deneyimlerini geliştirmelerine olanak tanıyan ortamlar, çocuk hakları ile orman pedagojisinin kesiştiği uygulama alanlarını oluşturmaktadır.
Sonuç olarak Çocuk Dostu Şehir yaklaşımı ile Yeşil Orman Okulu’nun doğa temelli eğitim anlayışı, çocukların haklarını, katılımını ve sağlıklı çevrelere erişimini merkeze alan ortak bir çerçevede değerlendirilebilir. Bu çerçeve, çocukların yalnızca mevcut yaşam çevrelerinden yararlanan bireyler değil, aynı zamanda bu çevrelerin geleceğinin şekillendirilmesine katkıda bulunan aktif katılımcılar olarak görülmesini gerektirmektedir. Doğayla bütünleşik eğitim alanlarının geliştirilmesi ve çocukların bu alanların planlanmasına katılımının desteklenmesi, çocuk dostu şehirlerden doğa dostu yaşam çevrelerine uzanan bütüncül bir yaklaşımın geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Tuğluk, M. N., & Akar, T. (2016). İlköğretim öğretmen adaylarının çocuk dostu şehir kavramına ilişkin sahip oldukları algılarının metaforlar yardımıyla ortaya çıkarılması. İçinde Geçmişten günümüze şehir ve çocuk (ss. 1387–1392).

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..