COP30 Kararlarının ve COP31 Öncesinin Ormanlar Açısından Değerlendirilmesi

COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye, özellikle ormansızlaşmadan en fazla etkilenen Pasifik, Afrika ve Güney Yarımküre ülkelerinin sorunlarına odaklanacağını açıklayarak, orman ekosistemlerinin korunmasını müzakerelerin önemli bir başlığı hâline getireceğinin sinyalini verdi. Esasen Akdeniz ülkesi (MENA) olan Türkiye’nin ev sahipliğindeki bu süreçte müzakereleri yönetecek olan Avustralya’nın da geniş yangın riskine sahip bir ülke olması, ormanların hem iklim hem de biyolojik çeşitlilik politikalarında kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu arada İklim zirveleri büyük şeytanların buluşması olarak görenler de var. İklim kanunlarını boyunduruk altına alma çalışması olduğunu söyleyenler az değil. O değil de Trump'sız bir dönemde daha revaçta olan bir dönemde İklim Zirvesini neden ev sahibi oluyoruz anlamadım.

COP30’da kabul edilen sonuç metinlerinde, ülkeler yağmur ormanlarının ve doğal orman ekosistemlerinin korunmasının aciliyeti konusunda ortak bir söylem geliştirdi. Zirvede, orman koruma ve restorasyon projeleri için milyarlarca dolarlık yeni fon tahsis edildi ve yerli halkların katılımı rekor düzeye ulaştı. Bu durum, ormanların sadece karbon depolama kapasitesi açısından değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve ekolojik değerleri bakımından da merkezî bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Restorasyon politika ve planlarının hala çok önemli olduğunu söyleyelim, geriye proje hazırlamak kalıyor.

Bununla birlikte, COP30’da liderler, daha önce defalarca gündeme gelen ormansızlaşmayı tamamen durdurmaya dönük bağlayıcı bir plan üzerinde anlaşmaya varamadı; bunun yerine gönüllü bir yol haritası ile yetinildi. Bu eksiklik, özellikle Amazon, Kongo ve Bosque Atlantico gibi kritik ekosistemlerde tahribatın devam etme riskini barındırıyor. Adil geçiş mekanizmasının kabul edilmesi ise orman topluluklarının haklarını, geçim kaynaklarını ve ekosistemlerin korunmasını destekleyen olumlu bir adım oldu. Esasen henüz Rio sürecine ek olarak 4. bir orman anlaşması sağlanamadı ve ormancılık zirvesi olan UNFF hala belli gönüllülükle devam ediyor. Rio üçlüsüne (iklim, çölleşme, biyoçeşitlilik) kardeş (ormancılık) gelir mi?

COP30 ve yaklaşan COP31, ormanlar açısından hem fırsatlar hem de eksiklikler barındırıyor. Fonların artırılması, yerli halkların dahil edilmesi ve adil geçiş yaklaşımının kabulü önemli kazanımlarken; bağlayıcı ormansızlaşmayı durdurma kararının ertelenmesi, orman politikalarının hâlen güçlü siyasi iradeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bu süreç, Türkiye’nin COP31 başkanlığında orman ekosistemlerinin korunması, restorasyonunun hızlandırılması ve küresel orman politikalarının güçlendirilmesi adına kritik bir sınav niteliğinde olacak. FAO Türkiye ekibi bu konuda oldukça desteğini göreceğiz. İklim kanunundan sonra çıkması planlanan 4 yönetmelikten ilki olan "karbon piyasası yönetmeliği" ormanlar açısından pratikte hala fırsatlara yer vermiyor. Yani Turkuaz Karbon Kredisi için yol ve yöntemlerimizde yahut ilk projemizde hala yol alamadık.

COP31 sürecinin, Türkiye’de özellikle orman ekosistemleri, korunan alan yönetimi, iklim uyum projeleri ve karbon yutak alanları açısından önemli bir ivme beklenmektedir. Bu kapsamda, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi’nin müzakerelerde teknik uzmanlık sunarak aktif rol alacağı öngörülmektedir. Fakültenin Akdeniz ekosistemleri, yangın ekolojisi, biyolojik çeşitlilik, kuraklık direnci ve karbon döngüsü üzerine akademik birikimi, hem Türkiye’nin hem de bölgenin müzakere pozisyonlarını güçlendirecek niteliktedir.  Antalya da bulunan Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezi kendini aşmasını ümit ediyoruz. Ormancılık projeleri için OMO, TOD, YTOD, DKM, GÖNDER gibi biz yani Yeşil Orman Okulu Derneği için fırsatlar içeriyor. Bu kadar teknik detayı biz de bültenleri (https://www.iisd.org/events/inside-cop-30) takip ederek ulaşıyoruz.

Öte yandan COP31, Akdeniz ormancılığı açısından da yeni fırsatlar doğuracaktır. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Burdur Doğa Koruma ve Millî Parklar Bölge Müdürlüğü ile Antalya Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün; karbon yutak alanlarının artırılması, orman restorasyonu, göl-kıyı-kara ekosistemlerinin bütüncül yönetimi, korunan alan ağlarının güçlendirilmesi ve çölleşme/erozyonla mücadele stratejilerinin geliştirilmesine yönelik projelerini zirveye sunmaları beklenmektedir. Bu kurumlar, bölgenin özgün ekolojik yapısı ve iklim riskleri doğrultusunda COP31’in sağlayacağı finansman, teknik işbirliği ve uluslararası görünürlük fırsatlarını değerlendirebilecek kapasiteye sahiptir. Akdeniz Orman Haftası bu anlamda gerçekten çok önemliydi. Yeniden çıkan Akdeniz Ormanlarının Değerlendirmesi raporunu incelemeden müzakerelere gelmeyin.

Bu çerçevede COP31, hem ulusal ormancılık kurumlarının hem de akademik yapının uluslararası iklim diplomasisinde daha görünür ve etkili bir aktör hâline gelmesine katkı sağlayacak; aynı zamanda Akdeniz havzasında "Karbon kredilendirmeleri ve ekosistem hizmetleri"; "doğa temelli çözümler" ve "sürdürülebilir orman yönetimi" için kritik bir dönüm noktası oluşturacaktır.

  • Yeşil Orman Okulu Lideri 
  • Orman Yüksek Mühendisi 
  • Mustafa ÇETİN


Yorum Gönder

0 Yorumlar