Orman Okulu Eğitmenleri İçin Biyokaçakçılık

Biyokaçakçılık, bir ülkenin bitkisel, hayvansal ya da mikrobiyal genetik kaynaklarının ve bu kaynaklara ait geleneksel bilgilerin izinsiz şekilde toplanması, yurt dışına çıkarılması ve ticari amaçlarla kullanılmasıdır. Orman okulu yaklaşımı, çocuklara doğayla saygılı ve etik bir ilişki kurmayı hedeflediği için biyokaçakçılık konusu eğitmenler açısından temel bir farkındalık alanıdır. Doğayı tanımak kadar, onu koruma sorumluluğunu da aktarmak orman okulunun temel ilkeleri arasındadır.

Orman okulu etkinliklerinde sıkça kullanılan yaprak, tohum, kozalak, taş, mantar ve böcek gözlemleri; biyokaçakçılık riskinin en masum görünen ama en hassas alanlarını oluşturur. Eğitmenler, “toplamak” ile “gözlemlemek” arasındaki farkı çocuklara net biçimde anlatmalıdır. Özellikle endemik, nadir veya koruma altındaki türlerin doğadan koparılmasının ekosistem dengesi ve yerel bilgi hakları üzerindeki etkileri yaş düzeyine uygun bir dille ele alınmalıdır.

Biyokaçakçılık aynı zamanda kültürel bir kayıptır. Anadolu’da ve dünyanın birçok yerinde bitkilerin şifa, besin ve kullanım bilgileri kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu bilginin izinsiz biçimde alınması ve patentlenmesi, yerel toplulukların haklarını zedeler. Orman okulu eğitmenleri, çocuklara “bilginin de korunması gereken bir değer” olduğunu; doğaya ait her şeyin serbestçe alınabilir olmadığı bilincini kazandırmalıdır.

Eğitimci açısından biyokaçakçılıkla mücadele; yasaklayıcı değil, etik ve farkındalık temelli bir yaklaşım gerektirir. “Doğadan iz bırakmadan ayrılma”, “fotoğrafla kayıt alma”, “yerinde öğrenme” gibi uygulamalar hem doğayı korur hem de çocuklarda güçlü bir çevre ahlakı geliştirir. Orman okulu eğitmenleri, bu yaklaşım sayesinde çocukların gelecekte doğayı koruyan, sorumluluk sahibi ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine önemli bir katkı sunar.





Yorum Gönder

0 Yorumlar