Yılı kapatırken, burada olduğunuz için teşekkür etmek istiyoruz. Besler Şifa, doğayla uyumlu bir yaşamı merkeze alarak varlığını sürdürüyor; sizlerin merakı, nezaketi ve doğaya biraz daha yakınlaşma isteği sayesinde büyüyor.
Size bu gece muhteşem bir Yeni Yıl kutlaması ve 2026'ya neşeli bir başlangıç diliyoruz. Sonsuz minnettarız ki yanımızdasınız.
Gündemimiz 6 ana başlıktan oluşuyor:
İklim, çölleşme ve çevre gündemi
Doğal kaynaklar, ormanlar, ekosistem ve biyoçeşitlilik
Ekoköy Evi gündemi
Yapay Zekâ gündemi
Gelecek programı
Kozmetik ve doğal yaşam gündemi
- Doğal düzeni bozulmadıkça dediniz. Bozulur mu o düzen, kim bozar onu?
- Bozulur, hem sandığınızdan kolay ve çabuk bozulur. Siz bozarsınız o düzeni!" Alıç Ağacı Ile Sohbetler, Hikmet Birand.
Yeni düzenlemelerle birlikte batarya üreticileri ve ithalatçıları için karbon ayak izi beyanı zorunlu hâle geliyor. Bu adım, enerji depolama sektöründe yalnızca teknik performansın değil, üretim sürecinin çevresel etkisinin de ölçülmesini hedefliyor. Özellikle Avrupa pazarına erişim açısından karbon hesabı, bataryalarda yeni bir rekabet kriterine dönüşüyor. Türkiye açısından bakıldığında bu düzenleme iki yönlü okunuyor. Yerli üreticiler için şeffaf ve izlenebilir üretim süreçleri bir avantaja dönüşebilirken, ithalata dayalı modeller için uyum maliyetleri artabilir.
Avrupa’da yaygınlaşan TarımGES uygulamaları, aynı arazide hem tarım hem enerji üretimini mümkün kılıyor. Güneş panelleri altında yetiştirilen ürünler, hem verimi koruyor hem de çiftçiye ek gelir sağlıyor. Türkiye’de ise TarımGES uygulamaları henüz daha çok pilot projeler seviyesinde ilerliyor. Hangi bitki grubunun hangi coğrafyada, hangi panel yerleşimiyle daha verimli sonuç vereceğine dair kapsamlı saha çalışmalarına ihtiyaç var. Hibrit Kooperatifler ile bunun aşılması fikri de iyi gibi...
Tahran'da hava kirliliği alarmı İran'ın başkenti Tahran'da hava kirliliği endeksinin sağlık açısından tehlikeli seviyelere ulaşması nedeniyle, eyalet genelindeki tüm futbol müsabakaları ve bazı spor faaliyetleri askıya alındı. Tahran Futbol Heyeti Tıp Komitesi'nin tavsiyesi ve hava kalitesi ölçüm istasyonlarından gelen kritik veriler doğrultusunda alındı. Yetkililer, kararın sadece resmi müsabakalarla sınırlı olmadığını, "takımların antrenman yapmasının da yasaklandığını" vurguladı. Yaklaşık 10 milyon nüfusa ev sahipliği yapan Tahran, coğrafi konumu ve yoğun araç trafiği nedeniyle dünyada en kirli havaya sahip şehirler arasında yer alıyor.
OECD Çevre Direktör Yardımcısı Kitamora, 2026 yılının iklim değişikliği, kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybından oluşan “üçlü gezegen krizi” ile mücadelede dönüm noktası niteliği taşıyacağını ifade etmiştir. Bu çerçevede; Cenevre’de yapılacak plastik kirliliğine ilişkin anlaşma müzakereleri (INC-5.3), Erivan’da düzenlenecek Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Taraflar Toplantısı (UNCBD COP17), Ulanbator’da gerçekleştirilecek Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Taraflar Toplantısı (UNCCD COP17) ve Antalya’nın ev sahipliğinde yapılacak İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Toplantısı’nın (UNFCCC COP31), küresel çevre politikalarının yönünü belirleyecek kritik süreçler olacağını vurgulamıştır.
Kitamora ayrıca, OECD Çevresel Görünüm Raporu’nun, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kirlilik arasındaki karşılıklı etkileşimleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak bu müzakere süreçlerine güçlü bir analitik zemin sunacağını belirtmiştir. Raporda ortaya konan entegre değerlendirmelerin, politika yapıcıların karar alma süreçlerini desteklemesi ve küresel çevre gündeminde daha tutarlı ve etkili adımlar atılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.
Su Kanunu ve Göller, Sulama ve Altyapı İçin Somut Eylem Planları
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, iklim değişikliğinin artan etkilerine karşı kriz yönetimi yerine risk yönetimini esas alan, bilimsel temelli su politikaları geliştirdiklerini açıkladı. Bu kapsamda, ülke için kritik öneme sahip Su Kanunu’nun 2026 yılı içinde yasalaşması hedefleniyor. Ulusal Su Kurulu’nun bugüne kadar gerçekleştirdiği toplantılarda alınan 35 kararın önemli bir kısmı hayata geçirilmiş durumda.
İklim değişikliğinin en görünür etkilerinden biri olan göl kayıplarına karşı kapsamlı eylem planları hazırlandı. Burdur ve Eğirdir göllerinde yaşanan ciddi su kayıplarının büyük ölçüde buharlaşmadan kaynaklandığı belirtilirken; şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernizasyonu, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, ve havzalar arası su transferleri gibi önlemler netleştirildi. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için hazırlanan planların kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
Susurluk Havzası’nda yapılan yeni bir bilimsel çalışma, havzanın iklim değişikliği ve insan faaliyetleri karşısında büyük ölçüde kırılgan olduğunu ortaya koymuştur. IPCC’nin maruziyet, duyarlılık ve uyum kapasitesi bileşenlerine dayalı çok kriterli değerlendirme yaklaşımıyla yürütülen araştırmada, 28 iklimsel, çevresel ve sosyoekonomik gösterge kullanılmış; sonuçta havzanın %82,61’inin yüksek riskli, %17,39’unun ise kısa sürede yüksek risk grubuna geçebilecek kırılgan sınıfta yer aldığı belirlenmiştir. Kentsel yayılma, arazi kullanım değişiklikleri ve su kaynakları üzerindeki insan baskısı kırılganlığı artıran başlıca unsurlar olarak öne çıkmıştır.
Araştırmanın önemli bulgularından biri, hesaplanan kırılganlık puanlarının sahadan elde edilen ekolojik su kalitesi göstergeleriyle güçlü biçimde örtüşmesidir. Elektriksel iletkenlik, bulanıklık, çözünmüş oksijen ve besin tuzları gibi parametrelerle belirlenen su kalitesi göstergeleri, havzanın kırılganlık düzeyini doğrulayıcı nitelikte sonuçlar sunmuştur. Orman varlığının yüksek, erozyonun düşük ve arazi kullanımının dengeli olduğu alanlarda su kalitesinin daha iyi olduğu; yanlış tarım uygulamaları ve yoğun yerleşim baskısının arttığı alanlarda ise su kalitesinin hızla bozulduğu tespit edilmiştir.
Prof. Dr. Yusuf Serengil, çalışmanın havza ve alt havza ölçeğinde planlama, kentsel gelişim kararları ve iklim değişikliğine uyum stratejileri için güçlü bir bilimsel zemin sunduğunu vurgulamıştır. Arazi kullanımının su ve iklim sorunlarının temel belirleyicisi olduğunu ifade eden Serengil, mevcut yanlış uygulamaların sürmesi halinde çevresel sorunların daha da derinleşeceği uyarısında bulunmuştur. Çalışmada geliştirilen yöntemin, göstergelerin düzenli güncellenmesi ve havzaya özgü yeni parametrelerin eklenmesiyle Türkiye genelinde uygulanabileceği ve kırılgan ile dayanıklı bölgelerin daha net ortaya konulabileceği belirtilmiştir.
Apple, 2007 yılında iPhone’u tanıttığında tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Fakat Apple ve iPhone’u bugünkü konumuna taşıyan; hatta mobil dünyayı kökten değiştiren cihazın kendisi değil; bir sene sonra hizmete sunduğu uygulama merkezi “App Store” olmuştu. Herkesin kendi fikrini uygulamaya dönüştürüp dağıtabildiği bu platform sayesinde iPhone çıtayı sürekli yukarı taşıyan bir cazibe merkezine dönüştü. Benzer süreç şimdilerde YZ alanında yaşanıyor. OpenAI, Ekim ayında duyurduğu uygulama merkezini geliştiricilere açtı. Böylece herkes (şartlara uygun) uygulamasını ChatGPT platformu üzerinde hayata geçirebilecek. Oyun başlasın!
Avustralya 16 yaşından küçüklere sosyal medya kullanımını yasaklayarak geçtiğimiz hafta gündeme oturmuştu. Danimarka da benzer bir sürece hazırlanıyor. 15 yaşından küçüklere sosyal medya yasağı konusunda anlaşan hükümet ve muhalefet partileri, önümüzdeki yılın ortasında ilgili kanunu yürürlüğe koymayı hedefliyor. (Norveç ve Malezya da sırada.)
Yapay zeka veri merkezlerinin sürekli artan ihtiyacı sebebiyle ABD’de kapatılması planlanan birçok fosil yakıtlı enerji santralinin çalışmaya devam edilmesine karar verildi.
Küçük yaştaki çocukların sosyal medya kullanmasının yasaklanması, geçen yılın sonunda Avustralya ile başlamıştı. Avrupa ve Asya’da yürüyen benzer çalışmaları önceki sayılarda aktarmıştım. Bu hafta Fransa’nın planı ortaya çıktı. Buna göre 1 Eylül’den itibaren ülkede 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişimi engellenecek, varsa mevcut hesapları dondurulacak ve 2028’den itibaren ilk ve ortaokullara telefon getirilmesi yasaklanacak. Fransa Başkanı Emmanuel Macron, bu düzenlemenin Avrupa Birliği genelinde geçerli olması için girişimlerde bulunuyor.

0 Yorumlar
Yorumunuz İçin Teşekkürler..