Paris’ten Antalya’ya İklim Zirveleri: COP Süreçlerinin Dünü, Bugünü ve Yarını

Yeşil Orman Okulu | İklim politikaları, doğa temelli çözümler ve küresel iş birliği
İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik teknik bir konu değil; ekonomi, enerji, ormancılık, tarım, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve toplumsal adaletle doğrudan ilişkili küresel bir dönüşüm sürecidir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen Taraflar Konferansları (COP), ülkelerin bu dönüşüm için ortak hedefler belirlediği, müzakere yürüttüğü ve uluslararası iş birliği mekanizmalarını geliştirdiği temel platformlardır.

Yeşil Orman Okulu olarak yıllar içinde yayımladığımız yazılarla Paris İklim Anlaşması’ndan Glasgow İklim Paktı’na, iklim finansmanından karbon piyasalarına ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliğine uzanan süreci ele aldık. Bu yazıda, ilgili yayınlarımızdan hareketle COP21’den COP31’e uzanan yolculuğu ve iklim eyleminin geçirdiği dönüşümü değerlendiriyoruz. Okurlarımıza yıllardır konu hakkında kısa ve özet bilgiler ve gelişmelerden haber veriyoruz.

COP21 — Paris, 2015: Küresel İklim Mücadelesinde Yeni Bir Dönem
Paris İklim Zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel ölçekte ortak bir çerçeve oluşturulması bakımından tarihsel bir dönüm noktasıdır. Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2°C’nin oldukça altında tutmayı ve 1,5°C ile sınırlandırmak için çaba göstermeyi hedefler. Anlaşma, ülkelerin ulusal katkı beyanları aracılığıyla emisyon azaltım hedefleri belirlemesini ve bu hedefleri zaman içinde güçlendirmesini öngörür. Böylece iklim politikaları, yalnızca uluslararası taahhütlerden ibaret olmaktan çıkarak ülkelerin enerji, sanayi, arazi kullanımı ve kalkınma politikalarıyla bütünleşen bir sürece dönüşür.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayınları:
COP22 — Marakeş, 2016: Taahhütlerden Uygulamaya Geçiş
Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinin ardından Marakeş’te gerçekleştirilen COP22, anlaşmanın uygulanmasına yönelik kuralların ve iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi açısından önem taşıdı. Bu dönemde ülkelerin ulusal iklim hedeflerini hayata geçirmesi, iklim finansmanına erişim ve gelişmekte olan ülkelerin kapasitesinin güçlendirilmesi öne çıkan konular arasındaydı. COP22, küresel iklim hedeflerinin gerçek sonuçlara dönüşebilmesi için uluslararası kararların ulusal politikalara ve yerel uygulamalara aktarılması gerektiğini ortaya koydu.

COP23 — Bonn, 2017: İklim Müzakerelerinde Uygulama ve Dayanışma
Fiji başkanlığında Bonn’da gerçekleştirilen COP23, Paris Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik müzakerelerin sürdürülmesi ve ülkelerin iklim eylemlerini güçlendirmesi açısından öne çıktı. Gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları, iklim değişikliğine uyum, finansman ve kayıp-zarar meselesi görüşmelerin önemli başlıkları arasındaydı. Zirve, iklim değişikliğinden daha fazla etkilenen ülkelerin ve toplulukların ihtiyaçlarının uluslararası karar süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini hatırlattı. İklim eyleminin başarısının yalnızca emisyon azaltımıyla değil, dayanışma ve uygulama kapasitesiyle de ölçülmesi gerektiği bu dönemin temel çıkarımlarındandır.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayınları:
COP24 — Katoviçe, 2018: Paris Anlaşması’nın Uygulama Kuralları
Polonya’nın Katoviçe kentinde düzenlenen COP24, Paris Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracak kural ve şeffaflık çerçevesinin oluşturulmasında önemli bir aşamaydı. Ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini nasıl raporlayacağı, ilerlemeyi nasıl izleyeceği ve iklim eylemine ilişkin bilgileri nasıl paylaşacağı konusunda ortak bir çerçeve geliştirildi. Bu yaklaşım, ülkelerin taahhütlerinin karşılaştırılabilir ve izlenebilir olması bakımından önemlidir. İklim hedeflerinin güvenilir biçimde izlenmesi, sonraki yıllarda karbon piyasaları, emisyon envanterleri ve ölçme, raporlama ve doğrulama sistemlerinin de temel unsurlarından biri hâline geldi.

COP25 — Madrid, 2019: Karbon Piyasaları ve Artan İklim Aciliyeti
Madrid’de gerçekleştirilen COP25, iklim krizine karşı daha güçlü eylem ihtiyacının ve uluslararası iş birliğinin öneminin öne çıktığı bir zirveydi. Paris Anlaşması’nın 6. maddesi kapsamındaki uluslararası karbon piyasalarına ilişkin müzakereler, çevresel bütünlük ve emisyon azaltımlarının güvenilir biçimde hesaplanması konularını gündemde tuttu. Ancak karbon piyasalarının işleyişine ilişkin bazı temel konularda uzlaşma sağlanamaması, müzakerelerin sonraki yıllarda da devam etmesine neden oldu. Bu süreç, karbon kredilerinin gerçek, ölçülebilir ve kalıcı iklim faydaları üretmesi gerektiğini gösteren önemli bir dönemeçtir.

COP26 — Glasgow, 2021: Ormanların Korunması ve Emisyon Azaltımı
Glasgow’da düzenlenen COP26, Paris Anlaşması’nın uygulanması, fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonların azaltılması, iklim finansmanı ve ormanların korunması konularında öne çıktı. Glasgow İklim Paktı, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma çabalarının sürdürülmesi gerektiğini vurgularken kömür kullanımının azaltılmasına ilişkin uluslararası metinlerde ilk kez açık bir ifadeye yer verilmesiyle dikkat çekti. Aynı zirvede açıklanan ormanlar ve arazi kullanımı deklarasyonu, ormansızlaşmanın ve arazi tahribatının önlenmesine yönelik küresel iradeyi güçlendirmeyi amaçladı. Ormanların karbon tutma işlevinin yanında biyolojik çeşitlilik, su döngüsü, toprak koruma ve yerel geçim kaynakları açısından da kritik olduğu bu dönemde daha görünür hâle geldi.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayını:
COP27 — Şarm eş-Şeyh, 2022: İklim Adaleti ve Kayıp-Zarar Mekanizması
Mısır’da gerçekleştirilen COP27, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılgan ülkelerin ve toplulukların desteklenmesi bakımından önemli bir dönüm noktası oldu. Zirvede, iklim değişikliğinin yol açtığı kayıp ve zararların karşılanmasına yönelik bir fon oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldı. İklime uyum, finansman ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları da müzakerelerin temel başlıkları arasındaydı. COP27, iklim krizinin yalnızca gelecekteki emisyonlarla ilgili olmadığını; hâlihazırda yaşanan afetlerin, geçim kayıplarının ve zorunlu yer değiştirmelerin de küresel iklim politikasının merkezinde yer alması gerektiğini ortaya koydu.


COP28 — Dubai, 2023: Küresel Durum Değerlendirmesi ve Enerji Dönüşümü
Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirilen COP28, Paris Anlaşması kapsamında yapılan ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) ile öne çıktı. Zirvenin sonuçları, küresel iklim hedeflerine ulaşmak için mevcut çabaların yeterli olmadığını ortaya koyarken enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşılması, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve enerji verimliliğinin geliştirilmesi yönünde mesajlar verdi. Kayıp ve Zarar Fonu’nun işlerlik kazanması ve iklim finansmanının güçlendirilmesi de önemli gelişmeler arasındaydı. COP28, küresel hedeflerle ülkelerin uygulamaları arasındaki açığın kapatılması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayını:
COP29 — Bakü, 2024: İklim Finansmanı ve Yeni Dönem
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen COP29’un en önemli sonuçlarından biri, gelişmekte olan ülkeler için yeni bir iklim finansmanı hedefi üzerinde anlaşılması oldu. Yeni hedef, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yıllık en az 300 milyar dolar finansman sağlanmasını öngörürken daha geniş bir finansman ölçeğine ulaşılması yönünde çağrı da içeriyordu. Karbon piyasalarına ilişkin Paris Anlaşması'nın 6. maddesi kurallarında ilerleme sağlanması, uluslararası karbon ticaretinin işleyişi açısından ayrıca önem taşıdı. Bununla birlikte finansmanın yeterliliği, kaynakların erişilebilirliği ve gelişmekte olan ülkelerin gerçek ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağı konularındaki tartışmalar devam etti.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayını:
Bu yazı, COP29 öncesinde hazırlanmış bir değerlendirmedir; dolayısıyla zirvenin nihai kararlarını ele alan bir sonuç yazısı olarak değerlendirilmemelidir.

COP30 — Belém, 2025: Küresel İklim Eyleminden Türkiye’nin COP31 Ev Sahipliğine
Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30, Amazon coğrafyasında gerçekleştirilmesi nedeniyle ormanlar, biyolojik çeşitlilik, yerel topluluklar ve iklim adaleti konularını güçlü biçimde gündeme taşıdı. Zirve, Paris Anlaşması kapsamındaki hedeflerin uygulanması, iklim finansmanı ve fosil yakıtlardan uzaklaşma tartışmalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleştirildi. COP30 sonrasında Türkiye’nin COP31 ev sahipliği, uluslararası iklim diplomasisinde yeni bir sorumluluk ve fırsat alanı oluşturdu. Türkiye açısından asıl mesele, ev sahipliğinin sağlayacağı görünürlüğü somut iklim politikalarına, doğa temelli çözümlere, uluslararası iş birliklerine ve uygulanabilir projelere dönüştürmektir.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayını:
Bu yazı, COP30 sonrasındaki değerlendirmeler ile Türkiye’nin COP31 ev sahipliğine geçiş sürecini ele almaktadır.

COP31 — Antalya, 2026: Küresel Politikadan Yerel Eyleme
Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31, uluslararası iklim hedeflerinin uygulamaya aktarılması bakımından önemli bir fırsattır. Emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, iklim finansmanı, temiz enerji, gıda güvenliği, ormanların korunması ve arazi restorasyonu gibi konuların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. Kamu kurumları, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve sivil toplumun katılımı, zirve kararlarının yerelde karşılık bulması açısından kritik önemdedir. Türkiye’nin ev sahipliği, yalnızca uluslararası müzakerelere değil, doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına ve yerel ölçekte uygulanabilir projelerin geliştirilmesine de katkı sağlamalıdır.
Yeşil Orman Okulu’nun ilgili yayınları:
Bu yazılar, COP31’in iklim eylemi, finansman ve uygulama boyutlarını değerlendirerek Türkiye’nin önündeki fırsatları ve sorumlulukları ele almaktadır.

Sonuç ve Değerlendirme
Paris’ten Antalya’ya uzanan süreç, küresel iklim politikasının ortak hedefler belirleme aşamasından bu hedeflerin finansmanı, izlenmesi ve uygulanması aşamasına doğru ilerlediğini göstermektedir. Bununla birlikte iklim krizinin derinleşen etkileri, mevcut taahhütlerin daha hızlı ve etkili biçimde hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Yeşil Orman Okulu açısından iklim eylemi; ormanların korunması, arazi tahribatının dengelenmesi, karbon yutak alanlarının geliştirilmesi, su ve toprak kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu alanlarda geliştirilecek projelerin bilimsel temele dayanması, ölçülebilir sonuçlar üretmesi ve yerel toplulukların ihtiyaçlarını gözetmesi önem taşımaktadır. COP31’e doğru temel sorumuz şudur: Küresel iklim hedeflerini yerelde uygulanabilir çözümlere, yerel deneyimleri de küresel politikalara nasıl dönüştürebiliriz?
Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca bir zirvenin başarısını değil, iklim değişikliğiyle mücadelede gelecek yılların yönünü de belirleyecektir.

Diyalog – Uzlaşı – Aksiyon. Küresel politikadan yerel eyleme, yerelden küresel etkiye.
Yeşil Orman Okulu


Yorum Gönder

0 Yorumlar